Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16904 E. 2013/18236 K. 25.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16904
KARAR NO : 2013/18236
KARAR TARİHİ : 25.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim
sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığıhizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, … Gıda Temizlik Limited Şirketi’nin ortağı iken, 02/02/2005 tarihinde hisselerini başkalarına devrederek ortaklıktan ayrıldıktan sonra, yetkisi olmamasına rağmen, suça konu 10/03/2006 keşide tarihli ve 25.000 TL bedelli çeki keşide etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanığın söz konusu şirketi … ve … isimli kişiye devrettiğini, bu tarihten sonra kendisinin çek keşide etmediğini; fakat devirden önce imza yetkilisi olarak bir çok çek keşide ettiğini, bu nedenle suça konu çekle ilgisinin bulunmadığını belirterek suçlamaları kabul etmediği, hisseleri devraldığı belirtilen … ve … isimli kişilerin de, kendilerine böyle bir hisse devri olmadığını, kendi kimliklerinin sahte olarak düzenlenerek sahte hisse devri yapıldığını, bu konuyla ilgili olarak daha önce savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirtmeleri nedeniyle, öncelikle, sanığın böyle bir şirket devri yapıp yapmadığının ortaya çıkarılması açısından, gerçekte … Gıda isimli bir şirket bulunup bulunmadığı, bu şirketin devirden önce kime ait olduğu, ortaklarının kim olduğu, devirden sonra kimler tarafından yürütüldüğü hususlarının araştırılması için ilgili şirkete ait kayıtların getirtilmesi, şirket devrine ilişkin noter belgesinde yer alan imzaların, … ve … isimli
kişilere ait olup olmadığı, yine şirket devrinden sonra, şirketle ilgili başka işlemler yapılmışsa, bu işlemler altındaki imzaların da … ve … isimli kişilere ait olup olmadığı, suça konu çekte birinci ciranta olarak görünen … Nakliyat isimli işyerinin gerçekte var olup olmadığı, böyle bir işyeri bulunuyor ise, yetkilisinin tanık sıfatıyla ifadesinin alınarak, bu çekin hangi hukuksal ilişkiye istinaden kendilerinin eline geçtiği, daha sonra ne şekilde ikinci ciranta olan … isimli kişiye verildiği hususlarının sorulması, aynı şekilde ciranta … isimli kişinin de gerçekte var olup olmadığı, sanıkla ne şekilde bir bağlantısının bulunduğu, çekin ne şekilde katılana ait işyerine ibraz edildiğinin tespiti için tanık sıfatıyla beyanının alınması, katılanın, kendilerinden mazot alan kişinin adının … olduğunu belirtmesi karşısında, bu kişinin açık kimlik bilgileri ve adresinin araştırılması, ifadesinin alınarak, sanık, katılan ve diğer cirantalarla irtibatının belirlenmesi, hakkında açılan bir kamu davası bulunuyor ise birleştirme hususunun değerlendirilmesi, yoksa ilgili dosyanın onaylı bir suretinin bu dosya içine konulması, çekteki imzanın sanığa ait olup olmadığı yönünden imza incelemesi yapılmasına rağmen diğer kişiler hakkında imza ve yazı incelemesi yapılmadığı dikkate alınarak, çekin ön ve arka yüzünde yer alan yazı ve imzaların …, …, …, … Nakliyat yetkilisi ve … isimli kişilere ait olup olmadığının tespiti için kriminal raporu alınması, sanığın devrettiğini belirttiği şirketin paravan olarak kurulduğunun, Ticaret Mahkemesi’nden alınan bir kararla tespit edildiği belirtilmekle, söz konusu dosyanın getirtilip incelenmesi, onaylı bir suretinin dosya içine konulması, aynı şekilde, … ve … isimli kişilerin, kendilerinin bilgileri dışında sahte belgelerle şirket hisse devri yapıldığı gerekçesiyle savcılıklara suç duyurusunda bulunduklarını belirtmeleri nedeniyle, buna ilişkin Şişli(kapatılan) Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2005/30585 soruşturma nolu soruşturma dosyasının veya dava açılmış ise ilgili dava dosyasının onaylı bir suretinin dosya içine konulması, katılanın, petrolü alanların, iki kişi olduğunu belirtmekle, sanık, …, … ve … isimli kişilerin, gerçekte petrolü alan kişiler olup olmadıkları hususunda herhangi bir canlı teşhis yaptırılmamış olması karşısında, bu kişiler ile katılan ve sanıkla muhatap olan diğer kişilerin mahkemede yüzleştirilerek, katılanı dolandıran şahsın sanık olup olmadığının kesin olarak belirlemesi, bu mümkün olmadığı taktirde, bu kişilerin teşhise elverişli yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek kesin teşhisinin sağlanması, yine katılan vekilinin, benzin verilirken veresiye satış fişi düzenlendiği ve bu satış fişlerinin altında … Nakliyat kaşesi bulunduğu,
farklı farklı araçlara yakıt verildiğini belirtmekle, bu araçların kime ait olduğu, ruhsat sahibi ve fiilen kullanan kişilerin kim olduğu, bu kişi ve araçların sanık ve diğer cirantalarla nasıl bir bağlantısı bulunduğunun araştırılması, bu kişilerin, bilgi sahibi sıfatıyla dinlenilmesi, suça konu veresiye fişlerinin asıllarının dosya içine getirtilerek, belgede yer alan imzaların sanık ve …, … ve … isimli kişilere ait olup olmadığının araştırılması, söz konusu belgelerdeki, kaşe ve imzanın ilgili şirkete ait olup olmadığının belirlenmesi, çekin sanığın orda olduğu dönemde, ileri tarihli olarak düzenlenip düzenlenmediğinin tespiti, devredilen şirketin başka yetkilileri var ise, bu kişilerin ifadelerinin alınarak, sanık ve ortakları ile katılan arasındaki ilişkinin sorulması, keşideci şirket ve … Nakliyat isimli şirkete ait bütün defterlerin getirtilmesi, aralarındaki ticari ilişkiye istinaden tutulan kayıtların araştırılarak dosya içine konulması, çekin, kim tarafından ve hangi tarihte ilgili bankadan alındığı hususunun bankadan sorulması, sanık ve diğer kişiler hakkında sahtecilik suçundan açılan bir dava var ise bu dosya ile birleştirilmesi, birleştirme imkanı yok ise, onaylı suretinin dosya içine konulması, bu şekilde bütün delillerin toplanmasından sonra, dosyanın bilirkişi kuruluna tevdiinin sağlanması ve sanığın devrettiği şirketin gerçekte faaliyet gösteren bir şirket olup olmadığı, belirtilen dönemlerde şirket ortaklarının kim olduğu, sanıkla katılan işyeri arasında önceki dönemlerde ticari ilişki bulunup bulunmadığı, çekin bu ilişki kapsamında verilip verilmediği hususlarının belirlenmesi, sonuç olarak, sanığın gerçekte bir şirketinin bulunup bulunmadığı, sanığın diğer ortaklarının gerçek ortak olup olmadıkları, bu çekin hangi şirket ortağı tarafından keşide edildiği, suça konu belge üzerinde yer alan imzaların adları geçen kişilere ait olup olmadığı hususlarının kesin olarak belirlenmesi ve belge aslının denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması ile aldatma yeteneğine haiz olup olmadığının tespitinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.