YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/359
KARAR NO : 2013/13498
KARAR TARİHİ : 18.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, yolda yürümekte olan katılanın yanına yaklaşarak “dedem hacca gidecekti öldü, vasiyetinde biraz parası vardı, dağıtmamızı istemişti, bende bu paraları fakirlere dağıtıyorum.” dediği, katılanın maddi durumunun iyi olduğunu söyleyerek olay yerinden ayrılmak istemesi üzerine sanığın, katılanın gitmesini engelleyerek “senin tanıdığın fakir vardır, parayı sana vereyim sen fakirlere dağıtırsın” diyerek cebinden yaklaşık 3000 TL çıkardıktan sonra katılana üzerinde parasının olup olmadığını sorduğu, katılanın, cebinde 1250 TL olduğunu söylemesi üzerine sanığın çıkardığı parayı katılanın eline verdiği, bu sırada sanık ile birlikte hareket ettiği anlaşılan ancak kimliği belirlenemeyen bir
şahsın sanık ile katılanın yanına gelerek sanığa hitaben “sen parayı veriyorsun ama önce avukattan devir teslim yaptır parayı öyle ver” dediği, bunun üzerine sanığın,” tamam öyleyse” diyerek, katılanın çıkardığı parayı ve kendisinin katılana verdiği parayı da alarak olay yerinden uzaklaştığının iddia ve kabul olunması karşısında, eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen “Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde, hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 18/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.