Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16815 E. 2013/18242 K. 25.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16815
KARAR NO : 2013/18242
KARAR TARİHİ : 25.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçi …’in yanına … plaka sayılı araç ile gelerek kendisini … olarak tanıtıp, kendisinin … Yurdu’nda çalıştığını söyleyerek güvenini kazandıktan sonra, parasını daha sonra vermek üzere bir adet koyun almak istediği ve şikayetçinin kabul ettiği, 360 TL bedel ödenmesi hususunda anlaştıkları, sanığın, ertesi gün çalıştığı yurda gelmesi halinde parayı vereceğini söyleyerek ayrıldığı, yapılan araştırmada, belirtilen yurtta, adı geçen kişinin çalışmadığının tespit edildiği, olayın, tanık … tarafından da doğrulandığı, şikayetçinin, sanığı teşhis ettiği, sanığın başka bir gün, katılan …’ın yanına gelerek, kendisinin doktor olduğunu, yurda bağışlamak üzere kuzu alacağını söylediği, tarafların 450 TL’ye anlaştıkları, hayvanları alıp giden sanığın bir daha ortaya çıkmadığı ve doktor olmadığının sonradan anlaşıldığı, katılanın sanığı teşhis ettiği, başka bir gün de katılan … …’nin yanına gelerek kendisini Ahmet Ata olarak tanıtıp, bir yurtta öğretmen olduğunu, yurt için koyun alması gerektiğini söyleyerek katılanla anlaştıkları, ertesi gün parayı burdan alabileceğini söylemesine rağmen ortadan kaybolduğu, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle üç kez ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, şikayetçi, katılan ve tanık beyanları, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca “suçun işleniş biçimi, kasta dayalı kusurun yoğunluğu gibi gerekçelerle takdiren ve teşdiden” denilmek suretiyle anılan maddenin kanundaki yaptırımının asgari hadden uzaklaşılarak tayin edilmesine karar verildiği halde, hapis cezasının asgari hadden tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine; Ancak,
5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükümlerin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.