Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/2276 E. 2021/7256 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2276
KARAR NO : 2021/7256
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle davanın reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14/10/2019 tarihli 2017/966 Esas- 2019/9301 Karar sayılı ilamında; “Dava dilekçesinde nelerin yer alması gerektiği hususu 1086 sayılı HUMK’nun 179. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun 119. maddesinde düzenlenmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde (1086 sayılı HUMK m. 75) ise; “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. O halde açıklık bulunmayan hallerde hakim, dava dilekçesinin açıklanmasını ilgili taraftan her zaman isteyebilir. Davacı vekili dava dilekçesinde, 11.12.2013 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu aracın, yaya olan müvekkiline çarpması sonucu davacının yaralandığını ve … Devlet Hastanesinden alınan rapora göre % 51 oranında maluliyetinin bulunduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile işgücü kaybı ve diğer maddi zararlar için 2.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. Yargılama aşamasında, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan raporda davacının maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin ise 6 ay olarak tespit edildiği, Mahkemece, davacının maluliyeti bulunmadığı ve geçici işgöremezlik tazminatı talep edilmediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacılar vekilinin dava dilekçesinde talep etmiş olduğu maddi tazminat talebi açık olmadığı gibi, 11/07/2016 tarihli duruşmadaki beyanından da açıkça geçici işgöremezlik talep edilmediği şeklinde bir sonuca ulaşmak da mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece; talep edilen maddi tazminat miktarlarının hangi zarar kalemlerine ilişkin olduğu ve her zarar kalemi için ne kadar istendiği açıklattırılarak maddi tazminat talebi değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.” hususlarına değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı vekiline maddi tazminat talebinin hangi zarar kalemlerine ilişkin olduğu ve her bir zarar kalemi için ne kadar talep ettiği hususunda açıklama yapması için 01/10/2020 tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilinin bu süre içinde beyanda bulunmadığı, süre geçtikten sonra 26/10/2020 tarihi itibariyle taleplerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 1.000,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL sürekli işgöremezlik
tazminatı olmak üzere toplam 2.000,00 TL olduğunu beyan ettiği, mahkemece davacı vekilinin kesin süre geçtikten sonra beyanda bulunması nedeniyle davalı lehine usuli kazanılmış hakkın doğduğu, bu nedenle davacı vekilinin sunduğu 26/10/2020 tarihli beyan dilekçesine itibar edilmediği, davacının talebinin maluliyet sebebiyle tazminat olduğu, kesin süreye rağmen geçici iş göremezlik tazminatı yönünden talepte bulunmadığı, zarar kalemlerinin açıklanmadığı ve 18/04/2016 tarihli rapor ile davacının malul kalmadığı hususunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı vekilinin 26/10/2020 tarihi itibariyle maddi tazminat talebinin hangi zarar kalemlerine ilişkin olduğunu açıkladığı, 27/10/2020 tarihli son celsede davacı vekilinin söz konusu açıklamaya ilişkin dilekçesinin mahkemece okunarak dosya arasına alındığı, buna göre her ne kadar davacı vekili ara kararın gereğini verilen kesin süre içinde yerine getirmemiş olsa da, son duruşma tarihi olan 27/10/2020’den evvel ara kararın gereği izahatın yapıldığı ve süre kaybına da sebebiyet verilmediği anlaşılmasına göre mahkemece işin esasına girilerek gerekli tahkikatın yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.