YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19631
KARAR NO : 2021/7456
KARAR TARİHİ : 25.10.2021
MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyi… geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin serbest avukat olup müvekkili …’e vekaleten İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2009/27171 sayılı dosyasından davalı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, bu dosyadan farklı zamanlarda toplam 442.314,43 TL tahsilat yapılarak, resmi vekalet ücreti dışında kalan tahsilatın …’e imza mukabili ödendiğini, davalının Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/837 esas sayılı dosyasında takip alacaklısı … aleyhine açtığı menfi tespit davasının davalı lehine sonuçlanması üzerine icra takibinin iptal edildiğini, bunun üzerine davalı …’un icranın iadesi talebinde bulunarak icra dosyasından tahsil edilen paranın kendisine iadesi için takip alacaklısı …’ye değil, alacaklı vekili olan müvekkiline muhtıra gönderilmesini talep ettiğini, icra müdürlüğünce bu talebin reddedildiğini, davalının bu red kararının iptali istemiyle yaptığı şikayet üzerine İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/305 esas sayılı ve 05/12/2013 tarihli kararıyla şikayetin reddine karar verildiğini, takip borçlusu/davalının temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince verilen 28/10/2014 tarihli bozma ilamında, asil sıfatıyla Av. …’na sunulan ücret sözleşmesi kapsamında asil sıfatıyla ödeme yapıldığı açıklamasıyla, borçlunun vekile muhtıra çıkarılmasına yönelik talebinin kabulü ile icra müdürlüğü işleminin iptaline karar verildiğini, oysa icra dosyasından avukat olan müvekkilince asaleten ya da vekaleten çekilen bir para olmadığını, bozmaya uyan İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesince verilen 2015/199 esas sayılı ve 26/05/2015 tarihli şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün red kararının iptaline karar verilmesi üzerine takip borçlusu/davalı … tarafından müvekkiline asil sıfatıyla muhtıra çıkarılmasının icra dosyasından 13/07/2015 tarihinde talep edildiğini, icra mahkemesi kararlarının kesin hüküm teşkil etmeyip, icranın iadesinin avukattan değil takip ve davanın taraflarından istenebileceğini, icra dosyasına avukatlık ücret sözleşmesinin ibrazıyla rüçhan hakkının kullanılmasının alacağın temliki sonucu doğurmayacağını, …’den bir kısım avukatlık ücreti alınarak buna ilişkin makbuz da kesildiğini belirterek, davacının İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2009/27171 sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 444.445,31 TL nin davalıya 09/09/2015 tarihinde ödenmesi üzerine dava istirdat davasına dönüşmüştür.
Davalı vekili; icra dosyasına takip alacaklısı … ile vekili … arasında akdedilen avukatlık ücret sözleşmesinin 17/06/2010 tarihinde ibraz edilmesi üzerine icra dosyasına yatırılan paranın Av. …’e asil sıfatı ile ödendiğini, muhtıra gönderme işleminin Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda mahkeme kararı neticesinde gerçekleştirildiğini, takip alacaklısı …’ın icra dosyasına intikal ve ödenmesi lüzumlu tutardan % 25 orana tekabül eden kısmın asil sıfatıyla vekiline ödenmesi talebinin alacağın temliki niteliğinde olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; icra mahkemesinin dar yetkili bir mahkeme olması nedeniyle verilen kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceği, davacı avukatın avukatlık ücret sözleşmesini icra dosyasına ibraz etmek suretiyle rüçhan hakkı bulunduğundan bu hakkın dosyaya işlenmesi talebinin ve icra müdürünün öncelikli olarak vekalet ücreti için ödeme yapmasının borçlu 3. şahısla ilgisi olmayıp davacı ile müvekkili … arasındaki iç ilişkiye dair olduğu, temlik iradesi açıkça belirtilip tutanağa bağlanarak taraflardan damga vergisi alınmayan işlemin alacağın temliki olarak değerlendirilemeyeceği, icra dosyasına vekalet sözleşmesi ibrazı ile tahsilat yapılması ve dosyaya yapılan ödemenin ilk önce vekile yapılması talebinin davacı avukatın asil sıfatı ile hareket ettiği anlamına gelmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı 444.445,31 TL nin ödeme tarihi olan 02/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; icra mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olmayıp genel mahkemede menfi tespit talebinde bulunmasının hukuka aykırı bulunmadığı, takip dosyasında icranın iadesinde paranın isteneceği kişinin vekil değil takip dosyası alacaklısı olduğu, borçlu tarafından alacaklıya yapılan ödemelerin alacaklı tarafından iadesi gerektiği gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; bölge adliye mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davalı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nın 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine GÖNDERİLMESİNE, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 22.770,50 TL kalan onama harcının davalıdan alınmasına 25/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.