YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22409
KARAR NO : 2013/6265
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Niğde Merkez’de bulunan “… Diyaliz Merkezi”nin diyaliz hastası olan …’in katılan …’nin eşi olduğu; sanığın suç tarihi öncesinde birkaç kez bu diyaliz merkezine geldiği, burada çalışan doktor ve hemşirelere kendisini Akdeniz Üniversitesi’nde çalışan, başarılı böbrek nakil ameliyatları yapan bir profesör olarak tanıttığı, bu gelişlerin birinde hastane personeline “Böbrek nakli olabilecek veya olmak isteyen” hasta olup olmadığını
sorduğu, tanık hemşire … ‘nin “Böyle bir hasta var” diyerek tanık …’den bahsettiği, sanığın birkaç gün sonra tekrar diyaliz merkezine gelmesi üzerine tanık … ile eşi katılan …’nin merkeze geldikleri, sanıkla görüştükleri; sanığın katılana, böbrek nakli için bir takım kan tahlilleri ve testlerin yapılacağını ve bunu sosyal güvenlik kurumunun ödeyeceğini ancak masraflar bulunduğunu ve bu konuda yardımcı olabileceğini söylediği; bilahare katılan ile sanığın başbaşa görüştükleri, sanığın katılana, Ankara’dan geldiğini nefroloji uzmanı olduğunu, ikişer ünite kan alacağını ve kanları il dışındaki bir kısım üniversite hastanelerine göndereceğini, doku testi yapacağını söylediği, bir gün sonra katılanın sanığı telefonla aradığı ve sanığın katılana, iki kişi itibariyle maliyetin 2.400 TL olduğunu ve parayı bankaya yatırmasını söylediği, diyaliz merkezi görevlilerinin internetten yapmış oldukları araştırmada Akdeniz Üniversitesi’nde böyle bir profesörün olmadığını öğrendikleri ve durumu katılan ile kolluk birimlerine bildirdikleri; katılan ile sanığın paranın verilmesi konusunda bir araya geldikleri, seri numaraları alınmış 2.400 TL paranın sanığa verildiği, sanığın parayı alıp cebine koyduğu, asansörden inerlerken polisler tarafından yakalandığı olayda, katılanın eşinin kronik böbrek hastası olup diyalize bağlı yaşaması nedeniyle “hastalık nedeniyle kişinin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O Yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Sanık hakkındaki Mersin 4.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2001/95 E 2005/976 K sayılı mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas olduğu nazara alınmadan yanlış değerlendirme ile TCK’nun 58.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.