Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/16469 E. 2012/42441 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16469
KARAR NO : 2012/42441
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, elinde telsiz olduğu halde katılana ait işyerine giderek, kendisini ilçeye yeni atanmış komiser olarak tanıttıktan sonra, Kula İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan birkaç polis ismini de belirtip, cep telefonu almak istediğini söyleyerek, baktığı cihazların içinden nokia 7610 ve 6230 marka cep telefonlarını beğendiği, parayı emniyet müdürlüğünde vereceğini söyleyerek cep telefonlarını aldığı, katılanın ise oğlu olan tanık …’ü onunla birlikte gönderdiği, ilçe emniyet müdürlüğü binasına doğru gittikleri sırada, elinde bulunan telsizle konuşur gibi yaptıktan sonra tanığa, işinin olduğunu, parayı emniyet müdürlüğünde polis memuru olan Mehmet’in ödeyeceğini belirterek telefonlarla birlikte yanından ayrıldığı ve bir daha dönmediği, yapılan araştırmada ilçede böyle bir komiserin görev yapmadığı anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 01.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.