YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12098
KARAR NO : 2012/42933
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, Kazan ilçesi Ucarı Köyüne giderek kendisini sebze meyve komisyoncusu tüccarı gibi tanıttığı, inandırıcı olabilmek için önceden bastırmış olduğu kartı müştekilere verdiği ve güven telkin ettiği, piyasada suç tarihi itibariyle balkabağının normalde satım fiyatının 10 kuruş olmasına rağmen müştekilerle balkabaklarını kilosunu 20 kuruştan satın alma hususunda anlaşarak yaklaşık 40 ton civarında kabak aldığı, karşılığında müşteki …’ya 250 TL nakit para ile 2.200 TL bedelli çek verdiği, daha sonra yükleme yapan işçilerin paralarını üzerinde fazla nakit olmadığı için ödeyemediğini söyleyerek müşteki …’ya verdiği 250 TL parayı geri aldığı, diğer müşteki …’a da 500 TL peşin verdiği, kabakların kalan bedeli için 2.080 TL bedelli çeki verdiği, … polis kriminal labaratuarının hazırladığı 03.07.2007 tarihli ekspertiz raporuna göre bu çeklerin renkli fotokopi yoluyla çoğaltıldıkları ve sahte olduklarının tespit olunduğu, 2.200 TL bedelli Türkiye … bankası … Şubesine ait çekte keşide tarihinin yazılı olmaması nedeniyle bu belgenin çek niteliğinde bulunmadığı, sanığın savunmasında bu çekleri kendisinin ciroladığını kabul ettiği, şeklindeki eyleminin dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabersizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın kesin nitelikteki mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınıp hakkında hükmolunan cezaların mükerrirlere özgü infaz rejmine göre çektirilmesi suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümlerde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısımların çıkarılarak sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.