YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17175
KARAR NO : 2012/42937
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında tayin olunan cezanın miktar ve nev’ine göre; katılan vekilinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi, 1412 sayılı CMUK’nun 318.maddesi ve 5271 sayılı CMK’nun 299.maddeleri uyarınca reddine karar verilerek dosya üzerinde yapılan incelemede;
Duruşmada hazır bulunan sanıklar ve sanık müdafiine katılma talebine karşı diyecekleri sorulmadan katılma kararı verilmiş ise de aynı oturumda söz hakkı verilen sanıklar ve sanık müdafiinin bu hususa ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı gibi, hükmü temyiz de etmedikleri anlaşılmakla tebliğnamedeki katılma kararından evvel sanıklar ve sanık müdafiinden görüşleri sorulmaması nedeniyle CMK.nun 238/3 maddesine muhalefet edilmiş olması nedeniyle hükmün bozulması gerektiğine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın, sanık …’ın aracılığı ile tanıklar … ve …’ya borç para verdiği, karşılığında 10/10/2004 tarih vadeli 75.000 EURO’luk bono aldığı, bonoda kefil olarak sanık …’in imzası bulunduğu, borcun ödenmemesi üzerine katılanın icra takibine geçtiği, sanık …’in borçtan kurtulmak amacıyla sanık … ile fikir ve eylem birliği içinde yaptıkları plan uyarınca sanık …’ın koli içersine üzüm ve leblebi koyup üzerine alıcı olarak müştekini isim ve adresini, gönderici olarak da İzmirdeki bir akrabasının ismini yazdığı ve kendisini kurye elemanı gibi tanıtarak katılanın evine giderek paketi teslim ettiği, akabinde sanki malı teslim almış gibi biri yazısız olmak üzere iki kağıda imza attırdığı ve bu belgeleri sanık …’e verdiği, …’in de … 22. noterliğinden 06/03/2007 tarihli ihtarnameyi müştekiye çekerek icra takibinden feragat etmesini, aksi taktirde kendisinde tarafından verildiğini belirttiği belgeye istinaden dava açacağını söylemeleri eylemlerinde, önceden doğmuş borç için hileli hareketlerde bulunulması halinde, zarar; kandırıcı nitelikteki davranışlar nedeniyle meydana gelmediğinden dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.