Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23415 E. 2013/6771 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23415
KARAR NO : 2013/6771
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın, Samsun Devlet Hastanesinde bulunduğu sırada, çocuğunu ameliyat ettirmek amacıyla hastanede bulunan mağdurun yanına giderek tanıştığı ve konuşma sırasında mağdura, yoğun bakımda hastasının olduğunu, bu hastası için kan bulması gerektiğini, bunun için de 50,00 TL paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek ondan 50 TL para istediği, mağdurun sanığa inanarak ona 50 TL verdiği, sanığın borç olarak aldığı bu parayı aynı gün içinde ödeyeceğini mağdura söylemesine rağmen ortadan kaybolduğu
olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Sanığın 29/05/2008 tarihli istinabe duruşmasında mağdurun zararını karşıladığını belirtmesi karşısında TCK’nun 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2- Adlî Para cezası hesaplanırken, Öncelikle 5237 sayılı Kanun’un 52/1. maddesi uyarınca tam gün sayısının belirlenmesi ve aynı Kanun’un 61/8. maddesi gereğince artırım ve indirimlerin belirlenen gün üzerinden yapılmasını müteakip, 52. maddenin 2. fıkrası uyarınca belirlenen miktar ile gün sayısının çarpılması suretiyle para cezasının tespit edilmesi gerekirken belirlenen tam gün sayısının indirimler yapılmadan para cezasına çevrilip indirimlerin bu miktar üzerinden yapılarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.