YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21509
KARAR NO : 2013/6420
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yeni açılan balık sezonunda teknelerinde çalıştırılmak üzere tayfa arayan katılanların, … isimli şahısla tayfa temini hususunda anlaşamadıkları ancak kısa süre içerisinde katılan …’ı telefonundan arayan sanık …’ın kendisini “… ” olarak tanıtıp … isimli şahsın kendisini arayacağını ve tayfa konusunu halledeceklerini söylediği, katılanı arayan sanık …’nin tayfaların maaşının yarısını peşin olarak istediği, tarafların anlaşması üzerine katılanın sanığın istediği parayı banka havalesi vasıtasıyla gönderdiği, banka güvenlik kamerası görüntülerine göre sanıkların parayı birlikte çektikleri, 05/09/2007 tarihinde katılanı arayan sanık …’nin işçilerin toparlanması için telefon kontörüne ihtiyacı olduğunu söyleyerek kontör talebinde bulunması üzerine katılanın 100 kontör gönderdiği, 06/09/2007 tarihinde bu kez sanığın yol parası istemesi üzerine katılanın sanığın istediği yol parasını da banka vasıtasıyla havale ile gönderdiği, sanıkların İstanbul’a tayfa ile birlikte geleceklerini söylemesine rağmen gelmeyip telefonlarını da kapatarak ortadan kayboldukları olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup; sanıkların üç gün ara ile katılanlardan farklı gerekçelerle
para ve telefon kontörü talebinde bulunmuş ve menfaat elde etmiş olmaları karşısında, haklarında 5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekliliğine uyulmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2) 5237 sayılı Yasa’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının birinci ve yedinci bentlerindeki “1000 gün karşılığı adli para cezası” yerine “5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına”, ikinci ve sekizinci bentlerindeki “833 gün karşılığı adli para cezası” yerine “4 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına”, üçüncü ve dokuzuncu bentlerindeki “16.660,00 TL adli para cezası” yerine “80.00-TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi; 5237 sayılı TCK.nun 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüme “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.