Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20124 E. 2013/6422 K. 09.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20124
KARAR NO : 2013/6422
KARAR TARİHİ : 09.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK. nun 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir.Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır. Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Şikayetçi … ‘in evinin önüne gelen sanıkların, kendilerini şikayetçinin hac arkadaşı olan Adıyaman eski merkez cami imamı …’in gönderdiğini, hediye kitap getirdiklerini, kuran kurslarına yardım topladıklarını söyleyerek şikayetçiden 100,00 TL alarak yanından ayrıldıkları, bir süre sonra şikayetçi …’in belediye başkanı olan diğer şikayetçi
…’nın odasında bulunduğu esnada odaya gelen sanıkların bu kez diğer şikayetçiden kuran kursu için yardım talebinde bulundukları, şikayetçi …’nın kim adına yardım topladıklarını, makbuzlarının olup olmadığını sorduğu, sanıkların makbuzlarının bulunmadığını söyledikleri, durumdan kuşkulanan şikayetçilerin sanıkları sıkıştırmaları üzerine sanıkların şikayetçi …’ten daha evvel aldıkları parayı iade ettikleri olayda, mahkemenin “dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının I-1-a bendindeki “15 gün karşılığı adli para cezası” yerine “5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına”, I-1-b bendindeki “5 gün karşılığı adli para cezası” yerine “1 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına”, I-1-c bendindeki “4 gün karşılığı adli para cezası” yerine “1 gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına”, I-1-e bendindeki “80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yerine “20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına”; I-2-a bendindeki “15 gün karşılığı adli para cezası” yerine “5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına”, I-2-b bendindeki “3 gün karşılığı adli para cezası” yerine “1 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına”, I-2-c bendindeki “2 gün karşılığı adli para cezası” yerine “1 gün karşılığı adli para cezasıyla cezalandırılmasına”, I-2-e bendindeki “40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yerine “20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.