YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11753
KARAR NO : 2012/32678
KARAR TARİHİ : 22.03.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Emniyeti Suistimal
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1. SGK Başkanılığının … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Kovuşturma evresinde yöntemine uygun biçimde davetiye tebliğ olunmak suretiyle duruşmadan haberdar edilmesine karşın, 5271 sayılı CMK.un 238.maddesi uyarınca, davaya katılma isteminde bulunmayan ve katılan sıfatını almayan şikayetçi kurumun hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, şikayetçi vekilinin temyiz inceleme isteğinin gibi 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2. Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezasının miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’un 102/4. maddesine göre hesaplanan beş yıllık asli dava zamanaşımının; mahkumiyet kararının verildiği 20.06.2006 tarihinden temyiz inceleme tarihi itibariyle gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
3. Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın annesi vefat ettikten sonra ona SGK tarafından ödenen yaşlılık maaşını bankadan çekmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin kamu kurumu aleyhine işlenen dolandırıcılık kapsamında olmasına rağmen mahkemece 5237 Sayılı TCK 158/1-e’nin yanında 158/1-d maddesinin de uygulanması,
Mahkemenin temel cezayı tayin ederken zararın miktarını, suçun işleniş biçimini, sabığın sosyoekonomik durumunu dikkate alarak temel cezayı alt sınırdan uygulamasına rağmen adli para cezasını gerekçe göstermeden alt sınırdan uzaklaşarak tayin etmesi,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.