YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12833
KARAR NO : 2012/36270
KARAR TARİHİ : 03.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılığa Teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın müşteki …’ye ait Rent a Car oto isimli işyerine gelerek sahte nüfus cüzdanı ile kiraladığı aracı gününde teslim etmeyerek gazete ilanı verip satışa çıkardığı, satış ilanını gören bir kişinin, müştekiyi araması üzerine, olaydan haberdar olan müştekinin, arkadaşı olan … isimli kişiyi sanıkla araç satışında pazarlık yapmak üzere gönderdiği, aracın bu kişiye satılmaya çalışılması sırasında, daha önce haber verilen kolluğun olay yerine gelmesi nedeniyle araç tesliminin gerçekleşmediği, icra hareketlerinin yarıda kaldığı olayda, mahkemenin dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak ;
1-Sanık müdafii, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmesine rağmen, sanığın lehine olan 5237 sayılı TCK ‘nın 50, 51 ve 62. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
2- Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
Kanuna aykırı sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.