YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9122
KARAR NO : 2012/40363
KARAR TARİHİ : 02.07.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın Sağlık Bakanlığından atama bekleyen hemşireleri tespit ettiği, atama bekleyen kişilerden olan müşteki ve katılanları telefonla arayarak kendisini Sağlık Bakanlığı müfettişi Ya da Sağlık İşleri Genel Müdürü … olarak tanıtarak, atamalarını yapacağını belirtip, masraf gerektiğini belirterek katılan … …’in gerçek ismine 430 lira para havale etmesini sağladığı,diğer katılan … … ve …’dan da elden para aldığı,sanığın eylemini kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan yada onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahsetmeksizin bizzat kendisinin yetkili kişi olduğunu belirterek gerçekleştirdiği, herhangi bir kamu kurumunun maddi varlığını kullanmaması ve PTT kurumunun ödeme vasıtası olması karşısında anlaşıldığından sanığın eylemlerinin 5237 Sayılı TCK’nun 157/1.maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine aykırı davranılması,
2-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş,O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, katılan … …’e karşı eylemiyle ilgili hüküm fıkrasından sırasıyla “36 gün” “30 gün” ve “600 YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL “ terimlerinin,katılan … …,’a karşı eylemiyle ilgili hüküm fıkrasından sırasıyla “36 gün” “30 gün” ve “600 YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL “ terimlerinin, …’ya karşı eylemiyle ilgili hüküm fıkrasından sırasıyla “36 gün” “30 gün” ve “600 YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL “ terimlerinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.