Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/11704 E. 2012/32698 K. 22.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11704
KARAR NO : 2012/32698
KARAR TARİHİ : 22.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin uygulamasında bir usulsüzlük bulunmadığından, tebliğnamedeki 5237 sayılı TCK.nun 58.maddesinin 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlara uygulanamayacağına ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın kimliği belirlenemeyen bir şahıs ile birlikte hareket ederek ağabeyinin boşanma davası için vekalet vereceğini söyleyip, avukatlık yapan katılan ile vekalet ücreti hususunda anlaşmaları, boşanma davasının kesinleşmesinin ardından karşı tarafa tazminat olarak ödenecek 30.000,00 Euro paranın katılana gönderileceğini bildirip, kimliği belirlenemeyen şahsın katılana hastalarının olduğunu, …’ya götüreceklerini, üzerinde yeterli para bulunmadığını, kendisine 3.500,00 TL vermesini, bu parayı yurt dışından gönderilecek paradan mahsup etmesini söylemesi, o sırada bankadan aradığını söyleyen bir şahsın katılan adına bankaya 40.000,00 Euro havale geldiğini, ertesi gün gelip çekmesini söylemesinin ardından, bu kez, yurt dışından arayan büroya gelen şahsın ağabeyi olduğunu söyleyerek, paranın gelip gelmediğini katılana sorması, katılanın bankadan kendisini aradıklarını söylemesi üzerine, şahsın katılandan büroda bulunan kardeşine istediği parayı vermesini, daha sonra kendisine gönderilen bankadaki paradan bu alacağını mahsup etmesini istemesi üzerine, katılanın bürodaki şahsa 1.000,00 TL para vermesi şeklinde gelişen olaya ilişkin olarak, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.