Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25771 E. 2013/9200 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25771
KARAR NO : 2013/9200
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya ve iddianame içeriğinden, sanık hakkında ….’a karşı eyleminden açılan dava bulunmadığının anlaşılması karşısında tebliğnamenin bu hususa ilişkin kısmına iştirak edilmemiş olup sanık ve sorumlular hakkında …’a karşı eylemleri yönünden zaman aşımı süresince soruşturma yapılması mümkün görülmüştür.
TCK’nın 51.maddesi hükmü karşısında, ertelemenin yalnızca hapis cezasına uygulanabileceği gözetilmeden, sanığa tayin olunan adli para cezasının da ertelenmesine karar verilmesi aleyhte temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın beraat eden sanık …..nin şoförlüğünü yaptığı ….. plakalı ticari taksi için katılan … şirketinin acentası … Şirketine yaptırmış gibi gerçekte bu şirket ve katılan firma kayıtlarında yer almayan sigorta poliçesini sahte olarak düzenleyerek, ……’ye verdiği onunda aynı araçta şoför olan …..’nın tanık …’ın otosuyla yaptığı kaza sonrasında bu poliçenin suretini ….’e vererek zararının katılan firmadan karşılanmasını istediği, …..’e ait aracın hasarının ödenmesi için başvurulduğunda katılan … şirketinin poliçenin sahte olarak düzenlendiğini tespit etmekle ödeme yapmaması şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olayda, sanığın sigorta şirketine suça konu belgeyi doğrudan vermediği gibi, sigorta şirketine veren kişilerle birlikte hareket ettiği hususunun da dosya içeriğine göre sabit bulunmaması karşısında, sanığa atılı sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla sanığın beraatine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması.
Kabule göre de,
1)Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerde, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
2)Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı mahkemece de kabul edilen eyleminde, sigorta şirketince yapılan bir ödemenin olmadığı ve oluşan zarar bulunmadığı halde, yazılı şekilde yasal ve yetersiz gerekçeyle “zarar giderilmediğinden CMK’nın 231.maddesinin uygulanmamasına” karar verilmesi.
3)5237 Sayılı Yasanın 53/4.maddesi hükmü karşısında hapis cezası ertelenen sanık hakkında uygulanamayacağı halde, aynı yasanın 53/1 maddesine göre hak yoksunluğuna karar verilmesi.
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.