YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2596
KARAR NO : 2012/35581
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’nın, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi gereğince 129.873,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Kemalpaşa Sulh Ceza Mahkemesinin 12/05/2010 tarihli ve 2010/38-452 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 03.11.2011 gün ve 2011/14014/56897 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2012 gün ve 2011/388152 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
1-3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/b-4. maddesinde yer alan “Bu suçlardan dolayı yapılan yargılamalarda 04/04/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 225 inci maddesi uygulanabilir.” şeklindeki düzenlemeye, 20/12/2009 tarihli ve 27438 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu’nda yer verilmemiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 195. maddesi uyarınca, sanığa gelmese dahi yokluğunda duruşma yapılabileceğine dair açıklamalı davetiye gönderilmesinin yeterli olmayacağı, savunması alınmadan karar verilemeyeceği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesinde; “Verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ek 2. maddesine göre her yıl artırılır.”hükmü öngörülmekte ise de, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Sekli Hakkında Kanun’un 12/b maddesinde 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi ve bu durumun sanık lehine olması karşısında, para cezası için öngörülen 80.000.000.000 Türk lirası (80.000,00 yeni Türk lirası) üst sınırın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2.maddesi uyarınca, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ek 2.maddesine göre artırılması mümkün olmadığından, tüm yıllar için geçerli olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayininde,isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 03.02.2012 tarih ve 28193 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı “Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la 5941 sayılı “Çek Kanunu”nda değişiklikler yapılmış olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin mahkemesince yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görüldüğünden Kemalpaşa Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 12.05.2010 gün ve 2010/38 esas, 2010/452 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre ihbarnamenin (2) numaralı bendindeki istemin incelenmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.