YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25173
KARAR NO : 2013/8756
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nun asker arkadaşı olan katılan …’yi telefonla arayarak gömü altın bulduğunu söyleyip, satımı konusunda yardım istediği, …’nin altınları alabileceğini söylemesi üzerine …’ye gelmesi konusunda anlaştıkları,…’ye gelen katılan …’yi, sanık ile birlikte hareket eden ve soruşturma evrakı tefrik olunan ve kendisini…m olarak tanıtan şahsın katılana bir…t numune altın verdiği,…’e dönen …’nin altının gerçek altın olduğunu öğrenerek akrabası diğer katılan …’a göstererek olayı anlattığı, …’ın da altınları alalım demesi üzerine tekrar…m isimli şahıs ile görüştükleri, şahsın 15,000 TL istediği, …’ye gelen katılanları sanık ile…m isimli şahsın katılanları otogarda karşıladıkları,…m isimli şahsın malı getireceğini söyleyerek parayı istediği, katılan …’ın,…m’e kalanını sonra vermek üzere 5,000 TL para verdiği,parayı alan…m’in yanlarından ayrıldığı, katılanlar ile birlikte kalan sanık …’nun da telefonunun çalınması sonrası yaptığı görüşme üzerine ağabeyinin geldiğini kısa süre yanlarına gitmesi gerektiğini söyleyerek ayrıldığı ve bu şekilde hileli hareketlerle haksız menfaat elde etmek suretiyle katılanları dolandırdığı anlaşıldığından, mahkumiyetine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki dolandırıcılık suçuna ilişkin hüküm fıkralarından sırasıyla “120 gün”, “100 gün” ve “2.000 TL adli para cezası” ifadelerinin yerine, sırasıyla “5 gün” ve ” 4 gün adli para cezası” ve “80 TL adli para cezası” yazılmak suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.