YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25468
KARAR NO : 2013/8779
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; suç tarihinde sanık …’in, ….. Plazada çalıştığı, katılanın daha öncesinde de tahsil etmesi için vermiş olduğu çekleri eksiksiz olarak kendisine getiren sanığa olan güveni nedeniyle, onunla birlikte aynı şirkette çalışan …’e tahsil etmeleri için Anadolu Bank… şubesine ait 23.372 TL ve 921.201 TL bedelli iki adet çek verdiği, çeklerin meblağı yüksek olduğundan katılanın, arkadaşı olan …ye,…ve… ile birlikte bankaya giderek çekleri ciro edip tahsil etmesini istediği, parayı tahsil ettikten sonra sanık …’ın, acelelerinin olduğunu söyleyerek tanık…’yı araçtan indirdiği, daha sonra E-5 karayolu üzerinde bulunan opet benzin istasyonundaki marketin önünde durdurduğu, ayaklarının altında para çantasının bulunması nedeniyle, kendisinin inemeyeceğini söyleyerek tanık …’ı markete gönderdiği, tanığın markete girdiği sırada sanığın, içinde 944.573 TL para bulunan araçla birlikte hızlı bir şekilde uzaklaştığı anlaşıldığından, eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suçun işleniş şekli, sanığın kastının yoğunluğu ve zararının ağırlığı karşısında, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin olunurken, 5237 sayılı TCK’nın 61.maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınıp, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesi gereğince alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 155/2 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezası yanında ayrıca, 3000 güne kadar adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi,
3-Yöntemine uygun şekilde kamu davasına katılıp, kendisini vekil aracılığıyla temsil ettiren katılan yararına, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-5237 Sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.