YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16349
KARAR NO : 2013/13318
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan sanık …’ın eski hale getirme talebini içeren dilekçe ekinde sunduğu epikriz raporunda 10/03/2010-17/03/2010 tarihleri arasında bıçak yaralanması nedeniyle hastanede yattığının anlaşılması karşısında, eski hale getirme talebi ile 22/03/2010 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen
zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Katılan sanık …’ın garajının duvarını yıkması nedeni ile katılan sanık …’i traktörle geçerken gördüğü, …’ın elindeki taş ve keser ile …’in üzerine yürüdüğünü ve elindeki taşla traktörün camını kırdığını, …’in eşi …’ın …’ın elindeki keseri alarak engellemeye çalıştığı, …’in traktörden inerek …’a hitaben “seni dün bekliyordum, seni geberteceğin, sana burada görev yaptırmayacağım, seni ve garajını yıkacağım, şerefsiz adam” diyerek tehdit ve hakarette bulunduğu ve çekiç ile …’ı 50 metre kovaladığı ancak yakalayamadığı ancak, …’in olay yerine gelen …’ın eşi olan katılan …’u taş atmak suretiyle yaraladığı olayda,
1-Katılan sanık … hakkında … ’a karşı yaralamaya teşebbüs, katılan sanık … hakkında …’a karşı yaralamaya teşebbüs ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Katılan sanıklar hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Kanuna, 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. madde uyarınca temyizi mümkün olmadığından, katılan sanık … müdafii ve katılan sanık …’ın bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteğinin CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Katılan sanık … hakkında … ’a karşı tehdit suçu ile katılan … ’a karşı yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3-Katılan sanık … hakkında … ’a ka rşı hakaret suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Katılan … Kalur’un hükümden sonra mahkemeye sunduğu 05/12/2011 havale tarihli dilekçesi ile sanık … hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini bildirmiş olmasına göre, hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 73/6. maddesi gereğince katılan sanık …’ın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği de sorulduktan sonra sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.