YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16636
KARAR NO : 2013/12981
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
… Cumhuriyet Başsavcılığının 28.06.2010 tarih 2010/2985 esas nolu iddianamasiyle açılan kamu davasının yargılaması sonucu … 2. Ağır Ceza Mahkemesince 29.09.2010 tarihinde verilen birletirme kararından sonra duruşmalara gelen ve birleştirme kararı verilen sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve …’e atılı suçtan da katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan şikayetçi …’nın 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu anlaşıldığından aynı yasanın 237/2 maddesi uyarınca şikayetçinin kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan …’un, …’da faaliyet gösteren, tıbbi malzeme pazarlaması yapan … Medikal adlı işyerinin sahibi olduğu, sanık …’in de savunmasında fiili bağlantısı bulunmadığını, işlemleri sanık …’in yürüttüğünü belitmesi karşısında; yine …’da faaliyet gösteren yara bakım ve pansuman işleri yapan … Kabini adlı işyerinin resmi sahibi olduğu, sanık …’in ise; gerek … Medikal ve gerek … … Kabini adlı işyerlerinde gayri resmi ortak olarak fiilen çalıştığı ve bu işyerlerinde ürün tanıtımı ve pazarlama işi yaptığı, bu iki işyerinin, irtibatlı olarak birlikte faaliyet gösterdikleri, sanıklar …’in ve …’un bu firmalara ürün girişinden çok çıkışı olan ilaç markalarına dair SGK kurumuna ibraz ettikleri faturalara ve sanık uzman doktorlar …, …, …, …, …, …, … ve … tarafından … ikametli Bağkur ve SSK kökenli hastalar için düzenlenmiş olan resmi belge niteliğindeki reçetelere sahte ilaç küpürleri koymak suretiyle sahte hâle döndürdükleri, gene; sanıkların, bayisi oldukları … adlı firmadan aldıkları 02 Mayıs 2003 tarihli 118 nolu ithalat faturasını fotokopi yoluyla tahrif etmek, ayrıca; yara bakım ürünlerini hastaya gerçekte teslim etmeden piyasada bulanabilecek ucuz ve rutin ürünleri pansumanda kullandıkları ve bazen ürünü teslim etmiş gibi sigortalı imzasına benzer imzayı kullanıldı belgesine atmak suretiyle sahtecilik kasıtlarını yoğunlaştırdıkları, bu şekilde sahte düzenlenen 2005-2006 tarihleri arasındaki toplam 56 adet faturayı SSK … … … ve Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü’ne sunmak suretiyle 139.304,17 TL aynı şekilde Bağkur kökenli sigortalı hastalar adına 2006-2007 döneminde gerçeğe aykırı düzenledikleri toplamda 31 adet faturayı … Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü’ne sunmak suretiyle 47.156,40 TL olmak süzere toplam 186.460,57 TL kurum zararına neden oldukları iddia edilen olayda;
Sanık doktorlar açısından; hastalıkların teşhisi ve reçetelere yazılan ilaçların doğru olduğu belirtilmiş ise de, yazılan ilaçların hastalığın tedavi sürecine göre olması gerekenden daha fazla yazıldığı gibi kullanım dozlarının da olması gerekenden daha fazla belirlendiği iddiası karşısında;
gerçeğin kuşkuya meydan vermeyecek şekilde açığa çıkarılması bakımından; adı geçen hastalara ilişkin tüm hastane kayıtları, raporlar ve reçeteler getirtilerek suç tarihi itibariyle ithalatçı firmadan alınan mallara ilişkin faturalar temin edilip reçetelerin içeriğinde ve özünde sahtecilik bulunup bulunmadığı sanıkların yazı ve imza örnekleri de alınmak suretiyle fizik grofoloji uzmanları ve sayıştay denetçilerinden oluşan bilirkişi heyetlerine incelettirilerek belgelerde sahtecilik bulunup bulunmadığı iğfial kabiliyetine haiz olup olmadığı ve elde edilen haksız kazanç miktarının suç tarihleri itibariyla tespitleri yaptırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken taraf konumunda olan SGK müfettiş raporuna dayanılarak karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Sanıklar … ve … müdafii, katılan kurum vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.