YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66312
KARAR NO : 2012/36153
KARAR TARİHİ : 02.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan tesis edilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak sanık … müdafii, sanık … tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların birlikte hareket ederek katılan …’a ait otoyu 20.000 TL na alma hususunda anlaştıkları…’in alıcı …’un şahit olarak basit satış sözleşmesi imzaladıkları, katılana 500 TL kaparo verip, otoyu teslim alarak vekaletnameyi gönderdiğinde parayı banka hesabına yatıracaklarını söyledikleri ancak gönderilen vekaletname ile aynı gün otoyu başkasına satarken katılanı da parayı gönderiyor olduklarına ilişkin çeşitli sözlerle oyalamaya devam ettikleri ve otonun noter satışını yaptıklarında ortadan kayboldukları anlaşıldığından, sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 53. Maddesi uygulanmamış ise de mahkumiyetin kanuni sonucu olması karşısında infazda dikkate alınabileceği kabul edilmiştir.
Sanıkların daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum oldukları anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından bütün “YTL” terimlerinin çıkarılarak yerine “ TL” ibaresi eklenilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.