Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25946 E. 2013/9262 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25946
KARAR NO : 2013/9262
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Dolandırıcılık suçunda failin hileli hareketleri sonucu sakatlanmış irade neticesinde kişiye ait malvarlığının mülkiyetinin devri, buna karşılık hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten … tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Sanığın katılanı telefon ile arayıp, ona hitaben “kızına iş ve bir kısım da giyecek eşya ayarladım, giyecekleri kızına vermek istiyorum” diye de söyleyerek, buluşma teklifinde bulunduğu ve katılanın da kabulü üzerine buluştukları, bir süre sohbet ettikten sonra, cep telefonunun şarjının bittiğini belirterek, görüşme bahanesi ile katılanın cep telefonunu aldığı ve yine bir arkadaşına yüzük alacağını söyleyerek, ölçü bahanesi ile katılanın yüzüğünü de aldığı, bir süre sonra arkadaşı ile telefon görüşmesi yapacağını söyleyip, işyerinden ayrıldığı ve işyerine de dönmediği anlaşılmakla, dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.