YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23857
KARAR NO : 2013/6921
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında gösterilen suç tarihlerinden 14.02.2008 gününün iki kez yazıldığı, bu tarihin şikayetçiler … ve …’ya yönelik işlenen suçun tarihi olduğu anlaşıldığından, ikinci yazılan bu tarihin, şikayetçi …’e yönelik eylemini gerçekleştirdiği 2008 yılının Mart ayı olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, 14.02.2008 günü hastane civarındaki otobüs durağında bekleyen şikayetçiler … ve …’nın yanına gidip, …’nin kolundan tutarak “Dayıcığım, nasılsın, nereye gidiyorsun, beni … gönderdi” dediği, bu nedenle şikayetçilerin, hastanede görevli damatlarının sanığı gönderdiğini düşündükleri, bir müddet
sohbet ettikten sonra sanığın, şikayetçilere “siz yorulmayın, ben sizi özel aracımla eve götürürüm” diyerek güven verdiği, sonrasında …’dan, çocuklarının hasta olduğunu söyleyerek para istemesi üzerine şikayetçinin sanığa 150 TL para verdiği, bu paranın yetmeyeceğini söyleyen sanığa, yanında bulunan eşinden temin ettiği 30 TL’yi daha verdiği, toplam 180 TL alan sanığın “anlaşmalı eczaneden ilaç alıp geleyim, sizi eve götüreyim, burada bekleyin” dediği, ancak bir daha dönmediği, damatlarını aradıklarında sanığı, kendisinin göndermediğini söylediği, yine, 2008 yılının Mart ayında muayene olmak amacıyla hastane içerisinde sırada bekleyen şikayetçi …’in yanına yaklaşarak selam verdiği, hal ve hatırını sorduktan sonra, “… eniştenin ilaçları alınacakmış, bunun için para lazım” dediği, şikayetçinin de, sanığın bahsettiği kişinin kayınbiraderi olan … Kula olduğunu düşünerek kendisinden ilaç parası isteyen sanığa 100 TL verdiği, daha sonra sanığın geri dönmediği, aynı şekilde, 25.04.2008 günü rahatsızlığından dolayı eşi ile birlikte Antalya Devlet Hastanesi’ne giden ve ortopedi servisinin önünde sıra bekleyen …’un yanına giderek “beni tanımadın mı, ben senin akrabanım” gibi sözler söyleyerek yardım etme amacı ile sağlık karnesini istediği, hastane koridorunda şikayetçi ile birlikte yürüyen sanığın, ilaç için parasının yetmediğini söyleyerek para istediği, sanığın söylediği sözlere inanan şikayetçinin 150 TL para verdiği, ancak sanığın bir daha geri gelmediği, dolandırıldıklarını anlayan şikayetçilerin, hastane görevlilerine şikayetlerini bildirmeleri üzerine, görevlilerin, sanığı tespit edebilmek amacıyla yaşlı insanları takibe aldıkları, en son sanığın, 06.05.2008 günü, tedavi olmak amacıyla Antalya Devlet Hastanesi’nde bekleyen şikayetçi …’in yanına yaklaştığını gören polislerin onları takibe aldıkları, o sırada sanığın şikayetçiye “beni tanımadın mı, ben senin dünürünün akrabasıyım, senin hastanede yatacağın bölüme o da yatacak, senden para almamı bu para ile ilaç alacağını söyledi” dediği, cep telefonuyla birisi ile konuşuyormuş gibi yaparak “istersen seni konuşturayım, yanına götürüp göstereyim” gibi sözler söyleyerek şikayetçiyi inandırmaya çalıştığı, sanığın sözlerine inanan şikayetçinin, sanığa 150 TL para vermesi üzerine yanından ayrıldığı, takipte olan polislerin sanığı uzaklaşmadan yakalayarak o anda şikayetçinin parasını geri verdikleri anlaşıldığından; sanığın, mağdurlar …, …, … ve …’a karşı olan eylemlerinin basit dolandırıcılık; şikayetçi …
’ye yönelik eyleminin ise, dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53/1-c maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “TCK.nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.