YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18581
KARAR NO : 2013/2688
KARAR TARİHİ : 14.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.
Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan ile köyden arsa satın alma bahanesiyle tanışan sanıkların, bir kaç görüşmeden sonra bu kez köylerinde 10.000.000 dolar değerinde define olduğunu ve kendisine de üçte bir oranında pay vereceklerini söyleyerek katılanı kazı yapma hususunda ikna ettikleri, katılan ile sanık …’in sanık …’i köydeki evde bırakarak araziye define aramaya gittikleri, sanık …’in, daha önceden çalıların arasına küp içinde saklamış olduğu sahte heykelleri karanlıktan da faydalanarak kazı yapılan yerde bulunmuş gibi gösterip küpü katılanın evine getirdikleri, sanıkların katılana pazarlama hususunda bir papazla irtibat kuracaklarını bu nedenle küpün içerisinde bulunan heykellerin kendisinde kalmasını isteyip köyden ayrıldıkları, daha sonra katılanı telefonla arayıp pazarlama konusunda masraflar olduğunu söyleyerek para göndermesini istedikleri, katılanın da 21.000 Euro parayı temin ederek Silivri yakınlarında bir benzinlikte sanıklara teslim ettiği, böylece sanıkların, hileli söz ve davranışlarla aldattıkları katılandan haksız menfaat temin ettikleri anlaşıldığından, üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK. nun 157/1. maddesi gereğince tayin olunan 2 yıl 6 ay temel hapis cezasının aynı Kanunun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesi sırasında hesap hatası yapılarak 2 yıl 1 ay yerine 2 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2-Sanıkların işlediği suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinde yazılı haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken 53/1-c’de yer alan hakların ancak kendi altsoyuna yönelik olması halinde yasaklamanın koşullu salıverilme tarihine kadar geçerli olacağı gözetilmeksizin, 53/1-c’de yer alan haklardan bu ayrım yapılmaksızın koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasında yer alan TCK.nun 62 ve 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılarak yerine, “sanıklara verilen cezanın TCK’nun 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirilerek 2 yıl 1 ay hapis ve 83’er gün adli para cezasıyla cezalandırılmalarına” ve “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.