Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5400 E. 2013/10855 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5400
KARAR NO : 2013/10855
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; katılan …’ın sanık …’ın amcası olduğu, Tekirdağ sahilinde çay bahçesi işlettiği gibi aynı zamanda çocukların binip gezdikleri ATV motoru olarak halk arasında bilinen araçları kiralayıp gelir elde ettiği katılan ile sanığın babasının yakın yerlerde aynı işi yapmaları nedeniyle aralarında olaydan öncesine dayalı sorunların olduğu, sanığın, katılana ait iki adet ATV moturunun benzin kapaklarını açıp dışarıya benzin çıkartarak yaktığı, bu şekilde mala zarar verme suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, temel cezanın belirlenmesinde “suçun işleniş şekli” gerekçe gösterilerek teşdid uygulanması, “sanığın kişilik yapısı, sosyal durumu gözönüne alınarak sabıkasız oluşu nedeniyle ileride suç işlemekten çekineceği hususunda kanaat hasıl olduğundan” denilmek suretiyle verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın ertelenmesine karar verilmesi yasal ve yerinde olduğundan tebliğnamedeki 1 ve 2 nolu düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay CGK’nun 06.04.2010 tarihli ve 2010/4-71 E, 2010/76 K sayılı ilamında belirtildiği gibi; 5237 sayılı TCK.nun 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesi, denetim süresi, ertelemenin yasal sonucu olduğundan, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyecek, yine fıkrada mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olmamak hususu da, hükmedilen bir yıldan fazla mahkûmiyetler için söz konusu olup, hapis cezası bir yıldan az olsa da denetim süresi hiçbir ahvalde bir yıldan az olamayacağı cihetle, anılan emredici düzenlemeye aykırı şekilde; 1 yıl 3 ay mahkumiyet verilmesi karşısında; 1 yıl denetim süresi belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki erteleme ile ilgili kısımdaki denetim süresi belirlenmesine ilişkin kısmın çıkarılıp yerine, “51. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay denetim süresi belirlenmesine” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.