Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1620 E. 2013/14632 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1620
KARAR NO : 2013/14632
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılan … ile sanık … arasında kira ilişkisi olduğu, katılan …’ın sanığın evinde kiracı olarak oturduğu, aralarında 01.01.1997 tarihinde yapılmış ve her yıl ihtara gerek kalmadan enflasyon oranında kira artışı öngören kira kontratının bulunduğu, sanığın 15.02.2006 tarihinde kira artışı için müdahil hakkında … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne kira tespit davası açtığı, bu davaya açarken de kira tespit davasının,
davanın kira bitim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde açılması gerektiğini zannedip mahkemeye sunduğu kira kontratında kiranın başlangıç tarihi olarak gösterilen 01.01.1997 tarihini 01.02.1997 olarak değiştirdiği, bu dava sonucunda … 1. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ile aylık kira bedelinin 01.02.2006 tarihinden itibaren 300,00 TL olarak tespitine karar verildiği ve katılan …’ın bunun üzerine sanık hakkında şikayetçi olduğu ve yapılan soruşturma sonucunda sanığın özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2008 tarih ve 2007/567 Esas, 2008/142 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan TCK’nın 207/1. maddesi gereğince mahkumiyet kararı verildiği, ancak katılanın, sanığın bu tahrifatı yaparak 2006 yılı içinde kendisinden 600,00 TL fazla miktarda kira parası almış olduğunu, dava sonucu … meblağları icra yoluyla tahsil ettiğini bu suretle aynı zamanda dolandırıcılık suçunu işlediğini belirterek sanık hakkında şikayetçi olduğu olayda;
Kira tespit davasının süresine dair yasal bir düzenleme olmadığı gibi Yargıtay kararlarına göre tespit davaları süreye bağlı olmaksızın açılabildiği, davacı sanığın süreye bağlı olmaksızın istediği an kira tespit davası açabileceği düşünüldüğünde sözleşmedeki “1” rakamını “2” yaparak kira başlangıç tarihini şubat olarak belirlemesinde hiçbir hukuki menfaatinin olmadığı, kira tespit davasına bakan mahkemede sözleşme başlangıç tarihi gerçekte olduğu gibi 01/01/1997 olarak kabul edilse dahi davanın yürütüleceği ve kira bedelinin tespit edileceği, kaldı ki tespit davalarında talep halinde belirlenen kira bedelinin geriye yürüdüğü ve kiranın başlangıç tarihinden itibaren hesaplandığı, yani davacı 01/02/1997 olarak düzeltilmiş başlangıç tarihli kontrat yerine 01/01/1997 tarihli kontratı eklemek ve dilekçesinde 01/02/2006 tarihinden değil, yenilenen dönem başlangıcı olan 01/01/2006 tarihinden itibaren tespit talebinde bulunsa idi mahkemece belirlenen 300 TL kira bedelinin bu tarihten başlayacağı, o halde başlangıç tarihindeki bu düzeltmenin davalının, yani inceleme konusu dosyadaki katılanın zararına değil bilakis yararına olduğu, dolayısıyla zarar şartı gerçekleşmediği ve sanığa atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığının kabulüyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.