YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8153
KARAR NO : 2013/11655
KARAR TARİHİ : 24.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, basit kasten yaralama, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın temyiz isteminin, hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin
olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanıkla katılanın komşu oldukları, olay günü sanığın alkollü olarak evine geldikten sonra kendi kapısını tekmelemeye başladığı, sanığın ailesinin kapıyı açmaması nedeniyle bağırıp çağırarak herkesi rahatsız ettiği, bunun üzerine katılanın kendi kapısını açarak, sanıktan sakin olmasını, bağırmamasını istediği, sanığın bu sözlerin söylenmesinden sonra katılana yönelik sinkaflı hakarette bulunduğu, bunun üzerine çıkan tartışmaları duyan sanığın ailesinin kapıyı açarak sanığı içeriye aldığı, katılanın sanığın ailesini de uyardığı, katılan içeriye girdikten sonra bu kez sanığın katılanın kapısına tekmelerle vurarak kapıdaki merceği kırdığı, sanığın, kapıyı açan katılana saldırarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, ilk haksız hareketin sanık tarafından başlatıldığı, böylece sanığın mala zarar verme, basit kasten yaralama ve hakaret suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, katılan beyanı, adli rapor, görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 24/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.