Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66008 E. 2013/10983 K. 12.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66008
KARAR NO : 2013/10983
KARAR TARİHİ : 12.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanık …’ün uzun süredir eş arayan müştekiye, yoksul ve kimsesiz bir akrabası olduğunu, evlenmek istediğini söyleyerek, diğer sanık … ile birlikte sanık …’ı müştekiyle tanıştırdıkları, anılan bayanın müştekinin evinde kalmaya başladığı ve borçları olduğunu belirterek müştekiden 2500 TL alıp, otel ve diğer borçlarına verdiği, bir iki gün sonra yeniden para isteyip müştekinin verdiği 2500 TL’yi dayısı olarak tanıttığı bir başka sahsa vererek borçlarını dağıtacakları bahanesiyle ortadan kayboldukları belirtilerek açılan kamu davasında;
Sanık …’ın müştekiyle parkta tanıştığını, yalnız bir bayan olduğunu söyleyince evlenme teklif ettiğini, kendisininde resmi nikah yapma koşulu ile kabul ettiğini, otele borcu olduğunu söyleyince müştekinin kendisine ait otel borcunu ödediğini başka herhangibir para almadığını, bir süre sonra müştekinin resmi nikah yapmayı kabul etmemesi üzerine evden ayrılıp gittiğini belirtir beyanı, diğer sanıkların aşamalarda değişmeyen, sanık …’ı kendilerinin tanıştırmadığı, olayla ilgileri olmadığı yönündeki beyanları karşısında sanıkların yüklenen suçları işledikleri sabit olmadığından beraatları yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 12.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Yargılama konusu olay, sanıkların evlenme vaadiyle katılanı kandırarak menfaat temin ettikleri iddiasından ibarettir.
Katılan … beyanında; uzun süredir evlenmek için eş aradığını, 6/6/2006 günü kahvehanede gördüğü sanık … … kendisini yanına çağırarak “ …’ün 56 yaşındaki yeğeninin dul olduğunu, onunda evlenmek için birini aradığını ”söyleyip … ile tanıştırdığını, kendisine bu bayanla tanışmak isteyip istemediğini sorduklarını, tanışmayı kabul etmesi üzerine …’ün telefonla …’ı çağırdığını, yarım saat sonra …’ın geldiğini, hükümet konağının önünde buluştuklarını, …’ın kendisine ait evi görmek istemesi üzerine …’e ait vasıtaya 80 liralık benzin koyarak üçü birlikte köydeki evine gittiklerini, …’nın evi beğendiğini, … ile … gittikten sonra “borcu olduğunu, 8/6/2005 Çarşamba gününe kadar bu borcunu ödemesi gerektiğini” söyleyerek …’nın kendisinden yardım istediğini, “nasıl olsa evleneceğiz” düşüncesiyle bu isteği kabul ettiğini, Çarşamba günü birlikte Lüleburgaz’a giderek bankadan 2500 lira para çektiğini, orada kendisini dayısı olduğunu söylediği … adını kullanan bir şahısla tanıştırdığını, … ile dayısı olduğunu iddia ettiği kişinin kendisini bir otele götürdüklerini, otele borçlu olduğunu söylemesi üzerine 1500 TL borcu ödediğini, ödeme makbuzunun kendisinde olduğunu, bankadan çektiği paradan artan 1000 liranın da …’da kaldığını, … isimli kişinin kendilerini Pınarhisar’a götürdüğünü, sanık görüşmediğini ve ona para verip vermediğini bilmediğini, kendisi araçta beklerken bir binaya doğru gidip bir süre sonra geri geldiğini …’nın kendisine hitaben; borcu olduğu gerekçesiyle Pınarhisar’dan bir avukata 250 TL verdiğini, ancak; daha 500 lira kadar borcu kaldığından avukattan kimliğini alamadığını, avukatın Cuma günü Lüleburgaz’a geleceğini, nüfus cüzdanını alabilmek için bu borcu ödemesi gerektiğini söylediğini, …’nın gerçekten bir avukatla görüşüp …’nın daha sonra … isimli kişinin kendilerini eve bıraktığını, Cuma günü Lüleburgaz’a giderken başka yerlere de borcu olduğunu ifade ederek, bankadan 2500 TL daha çekmesini; fındık bahçesi sattığı için pazartesi günü iş bankasına para geleceğini ve bu parayla kendisine olan borçlarını ödeyeceğini söylediğini, Cuma günü geldiğinde tekrar Lüleburgaza gittiklerini, Halk Bankasından 2500 TL çekip …’ya verdiğini, … isimli şahsın da bankanın önünde beklediğini, …’ın kendisinden borçlarını ödemek üzere yarım saat süre isteyip, kendisinin bankanın önünde beklemesini istediğini, bankanın önünde beklediği halde … isimli kişi ile birlikte giden …’nın bir daha geri gelmediğini ifade etmiştir.
Sanık … savunmasında; … ile parkta tanıştığını, kendisine “madem yalnızsın ve otelde kalıyorsun benimle evlen” demesi üzerine resmi nikah yapması karşılığında teklifi kabul ettiğini, otele olan 1500 TL borcu şikayetçinin ödediğini, kendisinden başka para almadığını, birlikte kalmaya başlayınca resmi nikah yapmayı kabul etmemesi üzerine evden ayrıldığını söylemiştir.
Sanık … savunmasında; …’ı tanımadığını, … isimli şahıs ile oturmakta iken katılanın yanlarına gelerek araca ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine yanında oturan …’i göstererek “koy benzin parasını gitsin” dediğini, daha sonra …’ün katılan …’ı arabasına alarak uzaklaştığını, …’ı ilk defa duruşma salonunda gördüğünü ifade etmiştir.
Sanık … savunmasında; … isimli kişiyi ve …’ı tanımadığını, …’i ise tanıdığını, … ile birlikte otururken katılan …’in yanında eşi olduğunu sandıkları bir bayan ile gelerek kendilerini … köyüne götürmesini istemeleri üzerine … ile birlikte onları köye bırakıp geldiklerini beyan etmiştir
Sanık savunmaları ve katılanın beyanı birlikte değerlendirildiğinde;
Katılan ile sanık … arasındaki uyuşmazlık ile ilgili görgü tanığı bulunmadığından taraflardan hangisinin beyanına öncelik verileceği hususunda tereddüt yaşanması doğaldır; ancak katılanın daha önceden tanıdığı ve aralarında husumet bulunmayan sanık … hakkında yalan beyanda bulunmasını gerektirecek bir neden bulunmamaktadır. Aynı şekilde; sanık … ile katılanın olay öncesinde tanışıklıklarının olmadığı tarafların beyanından anlaşılmaktadır. Katılanın daha önceden tanımadığı bir kişiye durup dururken suç isnat etmesi hayatın genel akışına uygun değildir.
1934 doğumlu olan ve suç tarihinde 69 yaşında olan katılanın yalnız yaşadığı ve evlenmek istediği sanık … tarafından bilinmektedir. Bunun aksi iddia edilmemiştir.
Katılanın iddia ve beyanları baştan itibaren ısrarlı ve mantıklıdır. Buna karşılık sanıklar … ile … ifadeleri arasında çelişki vardır. Örneğin sanık … “katılanı arabası ile …’ün götürdüğünü, kendisinin onlarla gitmediğini” söylemesine karşın, … katılanın köyüne giderken yanlarında …’in de bulunduğunu ifade etmektedir. Bu beyan katılanın bu konudaki idiaları ile uyumludur. Katılanın ödediği araç parası vb. konularda da iki sanığın ifadesi arasında çelişkiler bulunmaktadır.
Bu gerçekler nazara alındığında katılanın istikrarlı, hayatın akışına uygun, makul ve mantıklı ifadelerine itibar etmek gerekmektedir. Hakim karar verirken maddi deliller yanında vicdani kanaatini de göz önünde bulundurmalıdır.
Olay ve anlatımlara bir bütün olarak bakıldığında 69 yaşındaki katılanın eş aradığını öğrenen sanıkların, birlikte hareket ederek onu dolandırmak amacıyla yola çıktıkları açıkça görülmektedir. Sanık …’nın birkaç gün katılanla birlikte kalması suç işleme kastını ortadan kaldırmamaktadır; aksine o süre içerisinde de katılandan menfaat edinmek için yeni planlar kurmuş ve uygulamıştır. Aldığı diğer paraları inkâr ederken otel borcu olan 1500 lirayı katılanın ödediğini kabul etmesi ise ödeme makbuzunun katılanın elinde olması nedeniyle inkarın faydasız olacağını bilmesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim, aldığı diğer paraların belgesi bulunmadığından katılan tarafından kanıtlanayamayacağını düşünerek onları inkar etmektedir.
Sonuç olarak; katılanın anlatımı hayatın genel akışına uygun olup, sanıkların birbiriyle örtüşmeyen savunmalarına itibar etmek yerine, katılanın idialarının sübuta erdiğini kabul etmek vicdani bir zorunluluktur.
Aşağıdaki kararlar da görüleceği üzere Dairemiz benzer durumlarda sanıkların inkarı bulunmasına rağmen mağdurların beyanını yeterli görerek suçun sübuta erdiğini kabul etmektedir.Somut olayda; … …’nun katılanın gayri resmi damadı olduğu, katılan …’nin evlenmek istediğini bu amaçla bir bayan aradığını bildiği ve olay tarihinde sanıkları Gölbaşı ilçesine getirdiği, katılanla ve akrabaları ile buluştukları, önceden yaptıkları anlaşma doğrultusunda sanık …’nin katılan ile evlenmeyi kabul ettiği, kendisini …’nin abisi … olarak tanıtan sanık …’ın da başlık parası olarak 2.500 YTL aldığı, …’ye de evlenme hediyesi olarak 1.500 YTL değerinde takı malzemesi ile giysi alındığı, sanık …’un da sanıklar ile birlikte hareket ettiği, … …, sanıklar … ve …’un sanık …’yi …’nin evinde bırakarak ayrıldıkları, aynı günün gecesinde sanık …’nin de yanında kendisine alınan takılar ile birlikte gece yarısı evden katılanın haberi olmaksızın ayrıldığı anlaşılmakla dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Somut olayda; sanığın internet ortamında şikayetçiyle tanışıp sonrasında bir süre yüzyüze görüşerek, kendisini inşaat mühendisi olarak tanıtıp şikayetçiye evlenme teklifinde bulunarak güvenini kazanması ve 550 TL borç aldıktan sonra ortadan kaybolması şeklinde gerçekleşen olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Somut olayda; katılanın eşi öldüğünden yeniden evlenmek istediği, sanıklardan …’in katılanın oğlu … …’e tanıdığı bir kadını katılan ile evlendirebileceğini söylediği ve sanıkların yanlarında açık kimliği tespit edilemeyen bir kadın ile birlikte katılanın evine geldikleri, sanıklardan …’ın bu kadını baldızı olarak tanıttığı ve kadının kocasının yakın tarihte öldüğünü, birikmiş borçları ile kira borçlarının bulunduğunu söyleyerek katılandan 1.500 TL aldıkları, bu şekilde … olarak bilinen kadının katılanın evinde kalmaya başladığı, daha sonra katılanın maaşını çekmek ve tedavi olmak amacıyla Kozcağız Beldesine geldiğinde katılana pasta alacağını söyleyerek yanından ayrıldığı ve bir daha da gelmediği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Somut olayda; eşi öldüğü için yeniden evlenmek isteyen katılanı tanıyan sanık … …’ın bu durumu diğer sanık …’a anlattığı, onun da … isimli bayanı alarak katılana getirdiği, karşılığında kendisinden 1000,00 TL para aldığı, … isimli bayanın da 600 TL değerinde takı aldıktan sonra geceyi katılanla geçirdiği sabah 05.00 sıralarında evden gittiği ve bir daha geri gelmediği şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Katılan ile sanığın evlenmeye karar vermeleri üzerine katılanın, yanında tanık … … da bulunduğu halde, taksici … …’a ait araçla sanığın ikamet ettiği Aybastı ilçesine giderek, buradan sanığı aldıktan sonra tekrar Gölköy’e döndükleri, sanık ile katılanın tanıkların yanından ayrılarak Gölköy ilçe merkezinde bulunan … kuyumcusuna gittikleri, sanığın katılana muhtelif altın ziynet eşyası, 420 Dolar ve 250 Euro aldırdığı ve bunlarla birlikte 350 TL’yi de aldıktan sonra ertesi gün Gölköy merkeze geldiklerinde katılanı atlatıp ortadan kaybolduğu iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanığın inkara yönelik savunmasının aksine, katılanın aşamalarda değişiklik göstermeyen beyanları, bu beyanları doğrulayan ve birbirleriyle uyumlu tanık anlatımları karşısında, sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi bozmayı gerektirmiş,
Somut olayda; sanığın, şikayetçinin evlenmek istemesi üzerine, diğer sanık …’yi şikayetçiyle evlenme vaadi ile tanıştırdığı, bunun karşılığında 1000 TL para aldıktan sonra …’nin şikayetçiyi terk ettiği, bu şekilde sanığın şikayetçiyi dolandırdığına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; sanıkların isnat edilen suçları işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararının, yukarıda örneklerine yer verilen Dairemiz içtihatlarına uygun olarak bozulması yerine; Dairenin genel uygulamasına aykırı olarak verilen onamaya ilişkin sayın çoğunluk kararına muhalifim.