YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21897
KARAR NO : 2013/5870
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin, 30.04.2008 günlü karara karşı, 06.05.2008 tarihinde eski hale getirme ve temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, 5320 sayılı kanunun 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 311.maddesi hükmüne göre, eski hale getirme ile birlikte temyiz isteminde bulunulmuş olması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olması karşısında, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin eski hale getirme talebinin reddine ilişkin verdiği 23.05.2008 günlü ek karar ile sonraki tüm işlemlerin hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, anılan kararın kaldırılmasına ve sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, aynı kanunun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 25/2.maddesinde, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmeyeceğinin hüküm altına alındığı, bu açıklamalar çerçevesinde sanık …’in, abisinin eşi olan …’ın yeşil kartı ile sağlık karnesini bilgisi dışında alarak Doktor … Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesine gittiği, bu belgeleri kullanarak hastanede doğum yaptığının iddia edildiği olayda sanığın, acil müdahale gerektiren sağlık durumu nedeniyle başkasına ait sağlık karnesini kullandığı anlaşılmakla, TCK’nın 25/2 maddesinin koşullarının oluştuğu, bu nedenle de 5271 sayılı CMK’nın 223/3-b maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.