YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10962
KARAR NO : 2013/12980
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Cumhuriyet savcısının temyizinin, suça sürüklenen cocuk yararına konulmuş usul hükümlerine aykırılığa ilişkin olmadığı; maddi ceza hukukuyla ilgili bir müessesenin söz konusu olduğu gözetilerek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Şikayetci …’in, sokak üzerine … plaka sayılı aracını park ederek istirahate ayrıldığı; suça sürüklenen çocuk …’ın, şikayetciye ait bahse konu aracı düz kontak yapmak sureti ile çaldığı; suç tarihinden bir gün sonra araç bulunduğunda sol ön aynasının kırık ve teyp ile hoparlör kısmının bulunmadığının görüldüğü; direksiyonunun da arızalı olduğunun tespit edildiği olayda;
1-Şikayetci 02.06.2011 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçmiş ise de; “hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun
işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz” hükmünü havi TCK’nın 142/4. maddesi dikkate alınarak suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, şikayeten vazgeçildiğinden bahisle anılan suçtan “düşme” kararı verilmesi,
2-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğinin 20/1-7.maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği takdirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-5395 Sayılı Yasa’nın 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuklar için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, diğer hususlar incelenmeksizin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.