Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25969 E. 2013/9252 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25969
KARAR NO : 2013/9252
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın suç tarihinde katılanın işlettiği beyaz eşya bayiine gelerek kendisinin … Devlet Hastanesi’nin ambulans ihalesini kazandığını, iki adet ambulansın işletmeciliğini yaptığını söyleyerek katılanın güvenini kazanmaya çalıştığı ve beyaz eşya almak istediği mağazadan bedeli mal tesliminde ödemek kaydı ile eşya aldığı, mağazaya kapora bırakan sanıktan katılanın senet ve kefil getirmesini istediği, sanığın tanıklar … ve …..’in kefil göstermek istediği, bu kişilerin kefilliği kabul edilmeyince …’in kredi kartından önce 500 TL. ödeme yapıldığı, eşyaların sanığın belirttiği adrese teslim edildiği, bir süre sonra birlikte gelerek kredi kartı ile yapılan ödemeyi iptal ettirdikleri ve sanığın yeni kefil getirmek üzere işyerinden ayrılmasına müteakip tekrar geri gelmemesi üzerine mağaza yetkililerinin eşyaları geri almak için sanığın evine gittiklerinde evin boşaltılmış olduğunu gördükleri, bu şekilde sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.Suç tarihinin, sanığın adli sicil kaydındaki ilamın kesinleşme tarihinden önce olması ve mahkemece tekerrüre esas alınamayacağının belirlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 58.maddenin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmadığı gerekçesiyle, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakknaki dolandırıcılık suçuna ilişkin hüküm fıkralarından sırasıyla “100 gün” ve “2.000 TL adli para cezası” ifadelerinin yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL adli para cezası” yazılmak suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.