Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16246 E. 2013/18371 K. 25.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16246
KARAR NO : 2013/18371
KARAR TARİHİ : 25.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, özel belgede sahtecilik, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, telefon hattı almak için mağdur …’ın kimliğini kullanarak abonelik sözleşmesi imzalamasına yönelik eylemi dolayısıyla özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davası ile ilgili olarak zamanaşımı süresince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi durumunda TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde;
1-Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır” denilmektedir.
Aynı kanunun 124. maddesinde;
“1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
2)Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” denilmektedir.
Kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55. ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Kanunun 55. maddesi uyarınca, yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.
Sanık …’ın, kardeşi …’ın ehliyetine kendisine ait fotoğrafı yapıştırarak kullandığı ve kendisini … olarak tanıttığı, resmi işlemlerinde de bu kimliği kullandığı, … adına kayıtlı “… Tavukçuluk” adlı işyerini Bergama 2. Noterliği’nin 27.09.2005 tarih ve 08516 yevmiye numaralı vekâletnamesine dayalı olarak … ismiyle işletmeye başladığı, güven sağlamak amacıyla kendini … ismiyle çevredekilere tanıtan sanığın, işlettiği dükkana bitişik işyerini işleten şikayetçi … ile samimiyet kurduğu ve 2006 yılı Nisan ayında tavukçulara olan borcunu ödemesi gerektiğini söyleyerek şikayetçiden 2 ay sonra ödemek üzere 15.000,00 TL para istediği, şikayetçinin kendisine 5-6 adet toplam 13,000,00 TL değerinde çek verdiği, sanığın buna karşılık şikayetçiye … adına düzenlediği 09.02.2006 tarihli 3.500,00’er TL’den 8 adet olmak üzere toplam 28.000,00 TL bedelli senet verdiği, ancak
senet bedellerini ödemediği, aynı şekilde …’in otomobilini satın alması karşılığında kendisine 5 adet 4.000,00 TL, bir adet 5.000,00 TL’lik 29.10.2006 düzenleme tarihli sahte senetler verdiği, ayrıca mağdurun kredi kartından da 7.500,00 TL’lik alışveriş yaptığı, daha sonra mağdura olan borcunun bir kısmını nakit, diğer kısmını senet vererek ödediği, bu nedenle mağdurun, sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği, sanığın, şikayetçi … aracılığıyla tanıştığı şikayetçi … ile birlikte tüp gaz ve su bayiliği yapmak üzere ortak dükkan açtıkları, ancak aralarında yazılı bir sözleşmenin bulunmaması nedeniyle bayiliklerin …’nin üzerine yapıldığı, çek karnelerinin de onun adına alındığı, şikayetçinin harcama yapması için sanığa toplam 14 tane çek verdiği, ayrıca sanığın, şikayetçinin rızasıyla 10.000,00 TL parayı, kendi hesabına aktardığı, bu borçlarına karşılık şikayetçi …’ye 05.01.2006 tarihli 50.000,00 TL’lik … adına düzenlenmiş senet verdiği, 23.08.2005 tarihinde şikayetçi olan kardeşi … adına telefon hattı alarak abonelik sözleşmesini bu isimle imzaladığı, sanığın borçları nedeniyle … adına yapılan icra işlemleri nedeniyle …’ın Bergama İcra Müdürlüğü’nün 2006/1170 ve 2006/1172 no’lu dosyalarından 10’ar gün disiplin hapsi cezası alarak 29/03/2007-30/03/2007 arasında yakalandığı ve cezaevinde kaldığı, Müşteki … Tavukçuluk vekili Av. … …’nin Bergama İcra Müdürlüğünün 2006/2428 sayılı dosyası ile hacze çıktığında yine sanık …’ın, kardeşi …’ın ismi ile kefil olarak 29.11.2006 tarihinde haciz tutanağına imza attığının iddia edildiği olayda;
1-Sanık hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şikayetçi …’ye verilen senette sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan ve … adına kayıtlı işyeri için almış sahte vekaletnameye ilişkin resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, … adına kayıtlı … tavukçuluk isimli işyerini … kimliğiyle işletebilmek için başvurduğu Bergama 2. Noterliği’nce düzenlenen 27.09.2005 tarihli sahte içerikli noter vekâletnamesinin kanun hükmü gereğince sahteciliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması karşısında, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen cezanın TCK’nın 204/3. maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi ile sahteciliğin hem nüfus cüzdanı hem de vekâletname üzerinde gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle cezasının aynı kanunun 43. maddesi gereğince artırılması gerekirken artırılmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi hususları aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık hakkında şikâyetçilere karşı işlemiş olduğu dolandırıcılık, şikayetçiler … ve …’e yönelik ayrıca resmi belgede sahtecilik suçlarına ilişkin kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Tacirin, mal veya hizmet alım ve satımı gibi ticari faaliyeti sırasında, kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak eylemini icra etmesi halinde TCK’nın 158/1-h madde ve bendindeki dolandırıcılık suçunun oluşacağının kabul edilmesi gerektiğinden hareketle, somut olayda; bir başkası adına da olsa ticari işletme sahibi olan sanığın, şikayetçi … ile sürekli para alışverişinde olmasına dayalı olarak tavukçulara olan borcunu ödeyeceğini söyleyerek ondan borç para istemesi, aynı şekilde gizli ortaklık ilişkisi içerisinde bulunduğu şikâyetçi …’den, kendi işlerinde kullanmak üzere borç para alması, şikayetçi …’den de araç alması ve bunların karşılığında da şikayetçilere sahte senet vermesi şeklindeki eylemlerini, ticari faaliyeti kapsamında gerçekleştirmeyip şahsi ilişkileri çerçevesinde icra etmesi nedeniyle, anılan kanunun 157. maddesinde yer alan basit dolandırıcılık suçunun oluştuğu gözetilmeden, suçun vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 tarih ve 2010/11-98-143 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olduğundan hareketle; somut olayda, belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmaması ve suça konu senetlerin aynı zamanda şikayetçilere teslim edilmesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin koşulları oluşmadığı halde, sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.