Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2021/5401 E. 2021/9603 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5401
KARAR NO : 2021/9603
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Değer Artış Payı ve Katılma Alacağı

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilerek; taraflarca temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 15.12.2021 günü duruşmalı temyiz eden davacı-davalı … ve vekili Av. … ile karşı taraf duruşmalı temyiz eden davalı-davacı … vekili Av. İtidal Yüsra Özçelik geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara ve bölge adliye mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı-davalı kadının ve davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz İtirazları yersizdir.
2-Asıl dava konusu 593 nolu villaya yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Somut olayda, mahkemece taşınmazın % 60 değeri üzerinden kadın lehine artık değere katılma alacağı hükmedilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, 593 parsel nolu taşınmazın ½ hissesi davalı-davacı erkek, ½ hissesi dava dışı erkeğin babası … adına 23.09.2003 tarihinde satın alındığı, …’in hissesini 25.06.2004 tarihinde diğer oğlu …’un oğlu…’ya intifa hakkı oğlu …’ta olmak üzere 25.06.2004 tarihinde satış yoluyla devrettiği, taşınmazın 24.09.2007 tarihinde ifraz işlemi ile (a) ve (b) bağımsız bölümleri ayrıldığı, taşınmaz için 26.05.2005 tarihinde yapı kullanma izni alındığı, hükme esas değer raporunda 593 nolu taşınmazın arsa, bina ve edinme tarihinde natamam halindeki değerleri ile (a) ve (b) bölümlerinin değerlerinin ayrı ayrı belirlenmediği, hükme esas alınan hesap raporunda taşınmazın natamam halinde erkeğin babası tarafından satın alındığı kabul edilmesine rağmen taşınmazın evlilik birliği içinde tamamlanan kısmı olan binanın %60 lık kısmının değerinde arsa payı değerinin de olduğu, baba tarafından taşınmaz alındıktan sonra taşınmazın tadilatı için gönderildiği anlaşılan paraların taşınmazın alındıktan sonra %60 lık kısmına yapılan tadilatın tamamını karşılayıp karşılamadığına yönelik bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece yapılacak iş, taşınmazın arsa, bina ve edinme tarihinde natamam halindeki değerleri ile (a) ve (b) bölümlerinin değerlerinin ayrı ayrı belirlenmesi, taşınmaz alındıktan sonra yapılan tadilatların baba tarafından gönderilen para ile tamamını karşılayıp karşılamadığının tespit edilmesi sonucuna göre evlilik birliği içinde tamamlanan kısım yönünden (baba tarafından karşılanmayan) artık değere katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, taşınmazın değerine yönelik temyiz itirazlarının bozma nedenine ve bozmadan önceki karar tarihi dolayısıyla bozma öncesi belirlenmiş değer güncelliğini yitirmiş olacağından bozma sonrası verilecek karar tarihine en yakın tarihteki taşınmazın güncel değerine göre artık değere katılma alacağının belirlenmesi gerekeceğinden şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3. Birleşen 2013/442 esas sayılı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK mad. 26). Ayrıca, hükmün sonuç kısmında her bir talep hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı ve taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir (HMK mad. 297/2). O halde, mahkemece faize yönelik birleşen 2013/442 esas sayılı davaya yönünden de açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının yukarıda 2. ve 3. bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 3.815 TL vekâlet ücretinin …’den alınarak …’e, 3.815 TL vekâlet ücretinin …’den alınarak …’e verilmesine, temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 15.12.2021 (Çrş.)