YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25684
KARAR NO : 2013/9172
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 2002 tarihinde ölen annesine ait toplam 19.285 metre karelik taşınmazlar için sahte taahhütname düzenleyip annesi adına imzaladıktan sonra haksız Doğrudan Gelir Desteği ödemesi aldığının iddia edildiği olayda;
Sanık hakkında 2003;2004 ve 2005 yıllarına yönelik suç işlendiğinin iddia edilmesi karşısında dosyada sadece 2003 yılına ilişkin Doğrudan Gelir Desteği ödemesine ait belgelerin bulunduğu, 2004 ve 2005 yıllarına ait belgelerini bulunmadığı bulunmadığı anlaşıldığından öncelikle Doğrudan Gelir Desteğine müracaatla ilgili tüm bilgi ve belgeler getirtilip buna ilişkin ödemelerin sanığa yapıldığına dair tespitler yapılıp her bir yıla göre ayrı ayrı suçların oluşacağı da gözetilerek suç tarihleri belirlenip Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.1994 gün ve 199-215 sayılı kararında vurgulandığı üzere sahte biçimde düzenlenip kullanılan özel belgelerin dolandırıcılık suçunun hile unsurunu oluşturması halinde, 765 sayılı TCK’nun 345 ve 503 maddelerinin ihlal edilmesine karşılık eylem tek olduğundan her bir suçtan değil, aynı yasanın 79. maddesi gereğince cezası ağır olan suçtan cezalandırılması gerektiği gözetilerek 01.06.2005 tarihinden önceki olaylarda zamanaşımının dolacağı, sonraki olaylarda 5237 sayılı TCK’ya tabi olacağı değerlendirilmeden eksik inceleme ile ve oluşa uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.