YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12298
KARAR NO : 2012/35130
KARAR TARİHİ : 18.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın şikayetçi Abdullah’a temizlik şirketine eleman lazım olduğunu söylediği, şikayetçi Şengül’ün işe alınması konusunda sanıkla anlaştıkları,şikayetçi Şengül’ün sağlık raporunu aldıkları,o sırada sanığın şikayetçi Abdullah’tan konuşma yapmak amacıyla telefonunu aldığı ve diğer şikayetçiler ile birlikte nüfus müdürlüğüne gittikleri,sanığın şikayetçiYurdanur’dan diğer işlemleri yapmak amacıyla 200 TL aldığı ve ortadan kaybolduğu anlaşılmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Sanığın 19.04.2007 tarihinde kesinleşen Adana 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06.02.2007 gün ve 2000/1440-2007/29 sayılı ilamıyla güveni kötüye kullanma suçundan hapis cezasına mahkum olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
1-02.07.2008 günlü duruşmada hazır bulunan ve sanıktan şikayetçi olduğunu beyan eden şikayetçiler … ve …’e 5271 sayılı CMK.nun 238/2.maddesine göre kamu davasına katılmak isteyip istemedikleri sorulmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Sanığın aynı yer ve zamanda şikayetçilere karşı dolandırıcılık suçunu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlediğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında bir kez hüküm kurularak tayin olunan cezanın 5237 Sayılı TCK’nun 43/2.maddesi uyarınca artırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini
3-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.12.2008 gün ve 2008/5-146-235 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK. nun 55. maddesi gereğince “kazanç müsaderesinin” ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançlar olduğu takdirde ve suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olup suçun mağdurunun belli olması ve maddi menfaatin mağdura iade edilememe koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK. nun 55/2.maddesi uyarınca kazanç müsaderesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
4-5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.