YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14799
KARAR NO : 2013/18359
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, … Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından düzenlenmiş gibi 08/09/2009 tarihli İlaç Kullanımı ve Hasta Katılım Payından Muaf İlaç Raporunu ve reçeteyi sahte olarak tanzim ettiği ve kullanarak kurumu zarara
uğrattığı iddia edilen olayda; … Üniversitesi Başhekimliği’nin 15/12/2009 tarihli cevabi yazısında, suça konu sahte rapor ve reçete fotokopisinin Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim dalı sekreterliğine eczane kalfası olduğunu söyleyen birisi tarafından bırakıldığı ve sanığın sahte raporda belirtilen tarihte Hastanede muayene olduğunu, … Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği’nin 25/08/2010 tarihli yazısında sanığın muayene ücreti olan 49 TL’nin SGK’ya fatura edildiği, SGK’nın 11/03/2011 tarihli cevabi yazısında ise sanık adına fatura edilmiş bir raporun bulunmadığının belirtilmesi, sanığın anılan tarihte muayene olmadığını ilaç kullanmadığını savunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için suça konu sahte rapor ve reçetelerin asıllarının temini ile reçetedeki imzanın sanığın eli ürünü olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınarak, sahte reçetenin hangi eczanede işleme konulduğunun tespit edilerek eczane çalışanlarının ve hastane sekreterinin tanık olarak beyanı alınıp sanıkla yüzleştirilerek evrakı getiren şahsın kim olduğunun tespiti yapmadan, sanığın üzerine atılı suçların ne şekilde oluştuğu denetime izin verilecek şekilde gerekçelendirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın 08/09/2009 tarihinde muayene olduğunun kabul edilmesi ve SGK’nın muayene bedelinin kurum tarafından karşılandığının, reçeteye istinaden ödenen bir ilaç bedelinin ise bulunmadığının anlaşılması karşısında kurum zararı gerçekleşmediğinden TCK’nın 35. maddesi gereğince eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/11/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.