Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26176 E. 2013/9281 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26176
KARAR NO : 2013/9281
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların eve gitmekte olan katılanın yanında araçlarını durdurdukları, sanık …’ın katılana hitaben “biz eve geldik seni bulamadık, ben aile doktoruyum.” diyerek içinde masaj aleti bulunan elindeki kutuyu katılana verdiği, bundan sonra muayene etmek için 15 günde bir uğrayacağını, bunun karşılığında 100 TL vermesi gerektiğini söylediği, katılanın yanında para olmadığını evde verebileceğini söyleyerek sanıklarla birlikte eve gittiği, sanık …’ın katılanla eve girdiği, katılanın bozuk para çıkarması üzerine sanık …’ın, 100’lük banknot gerektiğini söylediği, katılanın kutu içindeki 500 TL’yi çıkararak saydığı sırada sanığın zahmet etme ben alırın diyerek katılandan parayı aldığı, katılanın boynunun da ağrıdığı söylemesi üzerine araçta boyun için masaj aleti var ben getireyim diyerek paralarla birlikte araca gittiği ve diğer sanıkla birlikte kaçtıkları olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nun 168 maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanıklar hakkında verilen hapis cezasının aynı kanunun 50/1-b maddesi uyarınca mağdurun uğradığı zararın giderilmesi tedbirine dönüştürülmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 20/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.