Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25675 E. 2013/9174 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25675
KARAR NO : 2013/9174
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılma talebi hakkında duruşmada hazır bulunan sanık müdafiine diyeceği sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle CMK’nın 238/3 maddesine muhalefet edilmiş ise de, sanık müdafiinin, katılma talebine karşı itirazda bulunmayıp esasa ilişkin savunma yaptığı, dikkate alınarak, sonuca etkisi bulunmayan bu husustan bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda sanığın 23.01.2002 tarihinde ölen annesinin yaşlılık aylığını daha önceden düzenlenen vekaletname ile bir süre aldığı, banka tarafından nüfus ve ikametgah ilmuhaberi istenmesi üzerine ilgili belgeleri ibraz ederek, 25.09.2005 tarihine kadar maaşı bankadan tahsil etmeye devam edip kurumdan haksız olarak 15.001,70 TL maaş aldığı şeklinde gerçekleşen olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın eyleminin TCK’nun 158/1-e maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun hukuki vasfında hataya düşülerek TCK’nun 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurumu aracı kılınarak dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
2-Sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda katılan kuruma karşı aynı suçu zincirleme şekilde işlemesi nedeniyle, cezanın 5237 sayılı TCK’nun 43/1. maddesi gereğince artırım yapılmaması,
3-…’nın 14.02.2007 tarihli yazısında sanığın asıl borcu ödediğinin bildirilmesi karşısında hakkında TCK’nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
Kabule göre de;
Kamunun uğradığı zararın giderilmesi karşısında yetersiz gerekçe ile CMK.nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.