YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16921
KARAR NO : 2013/18237
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl
saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık … ile tanık … arasında kestane alışverişi olduğu, …’in aldığı kestane karşılığında katılan … hesabından keşide edilmiş bir çeki sanığa verdiği, ancak bu çekte yazılı keşide günü geldiğinde, karşılığının bankada bulundurulamayacağının anlaşılması nedeniyle, … ve katılan …‘un sanıkla görüştükleri ve bu çekin geri alınarak ileri tarihli olan suça konu 29/08/2006 keşide tarihli ve 3.700 TL bedelli suça konu çekin sanığa verildiği, sanığın da bu çeki, daha önce yaptığı bir alışverişten dolayı borçlu olduğu mağdur …’a verdiği, …’un da, satın aldığı tuğla karşılığında … Sanayii Anonim Şirketi’ne verdiği, çekin karşılığının bulunmadığını gören bu şirket yetkilisinin durumu …’a bildirerek çeki iade ettiği ve alacağını nakden aldığı, …’un da durumu açıklamak suretiyle çeki sanığa iade ettikten sonra sanıktan
olan alacağını da nakden tahsil ettiği, bu sefer sanığın, kendisine koyun satan mağdur … …’a, suça konu çeki göstererek, bu çekin karşılığının bulunmadığını, tahrifat yapıldığının belirtilmesi nedeniyle ödeme yapılmadığını belirttiği, buna rağmen mağdur …’in bu çeki kabul ederek koyunları sanığa teslim ettiği, mağdur …’in tanıdığı bir avukat olduğunu, katılanı da zaten tanıdığını, avukat vasıtasıyla çeki tahsil edebileceğini belirterek, durumu bilmesine rağmen çeki kabul ettiği, çekin ödenmemesi üzerine katılan aleyhine icra takibi başlatıldığı, katılanın, çekteki 31/03/2006 olan keşide tarihinin, 29/08/2006 olarak değiştirilerek tahrifat yapıldığını belirterek şikayetçi olduğu, böylece sanığın, çekte tahrifat yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik, tahrifat yapılmış ve bu nedenle ödenmeyecek çeki bilerek mağdur …’a vermek suretiyle nitelikli dolandırıcılık, yine üzerinde tahrifat yapıldığını bildiği bu çeki, bu sefer mağdur …’e vererek ikinci kez nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, suça konu çekin düzenlenmesinden sonra birden fazla kişinin eline geçtiği, tahrifatın sanık tarafından yapıldığının ispatlanamadığı, ayrıca sanığın, tahrif edilmiş çeki önceden doğmuş bir borç karşılığı mağdur …’a verdiği için, bu mağdura yönelik olarak dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı, tahrifat yapılmış ve bu nedenle ödenmemiş olan çekin bu özelliğini bilerek aldığı tespit edilen mağdur …’e yönelik eylem açısından da, dolandırıcılık suçundaki hile ve aldatma öğelerinin bulunmaması nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 25/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.