YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17813
KARAR NO : 2013/13066
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar … ve …’in 31.05.2005 tarihli eylemleri bakımından kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanıklara atılı suçun gerektirdiği cezanın miktarı, nev’i ve suç tarihi itibariyle tabi olduğu 102/4 ve 104/2. maddelerine göre, hesaplanan 7 yıl 6 aylık kesintili dava zamanaşımının suç tarihi ile karar tarihleri arasında gerçekleşmesine göre, davanın gerçekleşen bu zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK.nın 223/8 maddesi gereğince düşmesine karar verilmesi yerine, 765 sayılı TCK.nın 102/4 ve 104/2. maddeleri gereğince kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; aynı Kanunun 322. maddesine göre hüküm fıkrasından ilgili kısmın çıkartılarak yerine “5271 sayılı CMK.nın 223/8 maddeleri gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanıklar …, …, … ve sanık …’in 30.06.2005 tarihli eylemi bakımından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte
bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık (müteveffa) …’ın, resmi nikahlı eşi olan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2102352780 tahsis numaralı sigortalısı …’ın üzerinden … yardımlarından faydalandığı ve kronik böbrek yetmezliği rahatsızlığı dolayısıyla diyaliz tedavisi süresince, 506 sayılı Kanunun 102. maddesi ile 506 sayılı Kanunun 102. maddesinde Belirtilen Yol Paraları ile Zaruri Masraf Karşılıklarına İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca, masraflarının karşılığını almak amacıyla, 2005 yılı içerisinde, ikamet etmekte olduğu … ilçesi … Köyü’nde oturduğuna dair ikametgah il muhaberi aldığı ve sonrasında da 2005 yılı Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül ve Ekim aylarında, dolmuşla ve diyaliz merkezinin servisleriyle … il merkezinde bulunan Özel … Diyaliz Merkezi’ne gelip giderek, diyalize girmesine rağmen, diğer sanıkların işlettiği ticari taksiler ile gelmiş gibi fatura düzenletip katılan SSK’ya ibraz ederek haksız yol ücreti aldığının iddia edildiği somut olayda; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından iddia konusu faturaların celbi sağlanıp aynı tarihlerde düzenlenen faturalar incelenmek suretiyle sanıkların aynı günde farklı yerlere gitmelerinin mümkün olup olmadığı belirlendikten sonra sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.