Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/13287 E. 2013/13390 K. 17.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/13287
KARAR NO : 2013/13390
KARAR TARİHİ : 17.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklardan …’ün hayvan ticareti ile uğraşan katılanlardan …’a ağabeyi aracılığıyla ulaşarak … çifliğinde satılık büyükbaş hayvan olduğu yönünde haber ilettiği, katılan …’in diğer katılanlara … ve …’e durumu bildirdiği, katılanların hayvanları satın almak amacı ile birlikte … ilçesine geldikleri, sanıklar yaptıkları plan gereği olay esnasında çiftlik bekçisi ve sahiplerinin çiftlikte olmadığı bir zaman diliminde sanık …’ın çiftlikte diğer sanıkları beklediği, diğer sanıklar … … ve … ‘in ise katılanlar ile birlikte çiftliğe geldikleri, sanık …’ın kendisini çiftlik sahibi
olarak tanıttığı, çiftlikte bulunan 60 adet büyükbaş hayvanı hep birlikte inceledikten sonra pazarlık yaparak toplam 159 bin 300 TL karşılığında anlaştıkları, anlaşmanın sağlanması üzerine katılanların ortak olarak alacakları hayvanlar için yanlarında bulunan 125 bin TL nakit parayı sanıklar … … ve …’a verdikleri, nakil işlemlerinin yapılması amacı ile tarafların ayrıldıkları, eksik kalan 15 bin TL tutarındaki parayı da müşteki …’ün çekerek sanık …’a verdiği, sanıkların aldıkları paraları aralarında paylaşarak ortadan kayboldukları, böylelikle sanıkların hileli söz ve davranışlarla ikna ettikleri katılanlardan haksız menfaat temin ettikleri anlaşılmakla, atılı suçun sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıkların aynı yer ve zamanda şikayetçilere karşı dolandırıcılık suçunu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlediğinin anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında tek suçtan hüküm kurularak suçun işleniş biçimi ve meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek temel cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin olunduktan sonra bu cezanın, 5237 Sayılı TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca artırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.