YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2591
KARAR NO : 2012/35498
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık …’nın, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16/1. maddesi uyarınca çek bedelleri toplamı olan 115.874,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2007 tarihli ve 2006/812 esas ve 2007/115 sayılı kararının infazı sırasında, 20/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 10/01/2011 tarihli ve 2006/812 esas ve 2007/115 sayılı ek kararma yönelik itirazın reddine dair Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2011 tarihli ve 2011/833 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19/10/2011 gün ve 2011/13199/53911 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/01/2012 gün ve 2011/374219 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1)Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2007 tarihli ve 2006/812 esas ve 2007/115 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;
3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesinde; “Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4.madde uyarınca ibraz edildiğinde,yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri ve ya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar.” hükmü değerlendirildiğinde, kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağının ayrı bir suç oluşturacağı, her bir çek bedeli tutarı kadar ayrı ayrı adli para cezası belirlenerek hüküm kurulması yerine toplam çek bedeli kadar ceza tayininde,
2)Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2011 tarihli ve 2011/833 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. maddesinde yer alan “Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine öre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.” şeklindeki düzenleme karşısında, dava konusu çeklerden 16/12/2005 keşide tarihli, 0003289 seri nolu ve 5.552,49 yeni Türk lirası bedelli çekin 10/12/2005, 31/03/2006 keşide tarihli, 8501426 seri nolu ve 23.000 Euro bedelli çekin 26/01/2006, 28/02/2006
keşide tarihli, 8501425 seri nolu ve 23.000 Euro bedelli çekin 26/01/2006, 16/03/2006 keşide tarihli, 8501424 seri nolu ve 23.000 Euro bedelli çekin 26/01/2006 tarihlerinde bankaya ibraz edildiği cihetle, söz konusu çekler yönünden önceki hükümde belirlenen cezaların ortadan kaldırılmasına yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 03.02.2012 tarih ve 28193 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı “Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 5941 sayılı “Çek Kanunu’nda değişiklikler yapılmış olup; kanun yararına bozma yolunun, hakim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7.maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin mahkemesince yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Suç tarihinde yürürlükte olan 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun ile 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu hükümlerinin ayrı ayrı olaya uygulanarak sonuç cezaların ve diğer yaptırımların belirlenmesi, öncelikle asıl cezalar karşılaştırılarak daha az cezayı gerektiren kanunun lehe olduğunun kabul edilmesi, asıl cezalar eşit ise diğer yaptırımlar karşılaştırılarak lehe kanunun saptanıp, sanığın lehine sonuç doğuran kanunun bir bütün halinde uygulanması gerekmektedir.
İncelemeye konu hüküm yeniden değerlendirilerek, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.