Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/65501 E. 2013/9296 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65501
KARAR NO : 2013/9296
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunda, başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, cezalandırılmaktadır. Zilyetlik rızayla faile devredilmelidir.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın, bir yeri aramak için mağdurdan geçici olarak aldığı cep telefonunu iade etmeyerek sattığının iddia edildiği olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.06.2012 tarih ve 2011/15-440 Esas- 2012/229 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanık ile şikayetçi arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması amacıyla aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemeyeceğinden, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1.maddesinde öngörülen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de;
2-İddianamede talep edilmemesine rağmen, sanığa CMK’nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son hükmü gereğince, sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının gözetilmesine, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.