YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3295
KARAR NO : 2013/8815
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, yaralama, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıkların temyiz talebinin mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek yapılan temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; Sanık …’in üst katta bulunan işyerine çıkarken aynı binada işyeri bulunan sanık … ile karşılaştığı, önceye dayalı husumet nedeniyle tartıştıkları, birbirlerine hakaret edip yumruk vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde birbirlerini yaraladıkları, kavga sonrası İbrahim’in çalıştığı Türk Hava Kurumu Kayseri Şubesi olan işyerine girdiği ve kapıyı kapattığı, sanık …’in katılan …’in yöneticiliğini yaptığı anılan işyerine giderek kapısına tekme ile vurup kapı kilidini çalışmaz hale getirdiği,
Sanık … ile diğer sanık …’un aralarının …’un Türk Hava Kurumunda işe alınması işlemleri nedeniyle husumet bulunduğu, Türk Hava Kurumuna ait iş yerinin de bulunduğu iş hanının giriş kapısında karşılaştıkları, birbirlerine karşılıklı olarak sinkaflı hakaret ettikleri ve aralarında kavga çıktığı, bu kavga sırasında birbirlerine yumrukla vurdukları, …’un çalıştığı katılan …’in Kayseri Şube Başkanı olduğu Türk Hava Kurumuna ait iş yerine kaçtığı kapıyı kapattığı, …’ın …’un peşinden gidip kapıya tekme ile vurmak suretiyle kilide zarar verdiği olayda;
A-Sanıklar hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii ve sanık …’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanık … hakkında yaralama ve mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
1-Yaralama suçu yönünden, ilk haksız hareketin hangi taraftan yapıldığının kesin olarak tespit edilememesi karşısında, sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2-Sanık … müdafiinin 29/06/2010 tarihli dilekçe ekinde sunduğu söz konusu zararın Türk Hava kurumu adına 106363 posta çeki hesabına 70 TL yatırdığına dair 28/06/2010 tarihli PTT ödeme belgesinin dosyada bulunduğunun anlaşılması karşısında; söz konusu ödeme belgesi nazara alınarak katılan kuruma zararın tazmini için ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti ile sonucuna göre TCK’nun 168 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanıkların sabıkasız olduğunun anlaşılması, yaralama suçunda dosyaya yansıyan, ileri sürülmüş ve belgelendirilmiş giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar bulunup bulunmadığının sanıklardan sorulup bir saptama yapılmadan ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanıkların işlemiş olduğu yaralama eylemlerinden dolayı “zararın karşılanmamış olması” biçimindeki yetersiz gerekçe ile CMK.nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık …’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/05/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.