YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18255
KARAR NO : 2013/14674
KARAR TARİHİ : 02.10.2013
Dolandırıcılık suçundan sanık …’in mahkumiyetine dair … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 05.04.2011 tarih ve 2008/297 E. 2011/128 K. sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine temyiz isteminin reddine dair ek kararın onanması talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.08.2012 gün ve 2012-185392 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, Dairemizin 26.12.2011 gün ve 2008/297 Esas 2011/128 sayılı kararıyla ek kararın onanmasına, karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 16/10/2012 gün ve 2012/12680 Esas 2012/43602 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin kararın, 10.08.2011 tarihinde … 2 Nolu L Tipi cezaevinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 15.08.2011 tarihinde hükmü temyiz ettiği ve temyiz dilekçesini Cezaevi Müdürlüğüne verdiği, ancak sanığın cezaevine sunmuş olduğu temyiz dilekçesinin mahkemeye fiziki olarak veya UYAP üzerinde intikal etmediği, sanığın da 12.12.2011 tarihinde mahkemeye yeni bir temyiz dilekçesi daha gönderdiği ve mahkemece de temyiz süresinin geçirildiğinden bahisle temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmakla, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek 26.12.2011 günlü temyiz isteminin süre yönünden reddine dair “ek karar” kaldırılarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, suç tarihinde PM market isimli … yerine gelerek yapmış olduğu alışverişin parasını ödediği sırada kasada görev yapan müştekiye 100 TL verdiği, daha sonra müştekiye parayı bozukluk haline getirmesini rica ettiğini, müştekiye 7,00 TL. tutan alışverişin 5.00 TL’sini verip 2,00 TL’yi de arabadan çocukla göndereceğini söyleyerek, müştekiye banknotları iade ettiği sırada banknotların içinden 20,00 TL’yi de alarak … yerinden ayrıldığı anlaşılmakla, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “365 gün” ve “7.300 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, ve “100 TL” ibaresi eklenmek suretiyle suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.