Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7690 E. 2013/11731 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7690
KARAR NO : 2013/11731
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlığa teşebbüs, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hırsızlık suçu, bir başkasının taşınır malının, rızası olmaksızın alınması ile oluşur. Rızanın geçerli olabilmesi için bulunması gereken koşulların varlığı hâlinde zilyedin rızası bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır. Failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddi veya manevi olabilir. Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten … tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuk …’nin, olay günü hırsızlık yapmak amacıyla Uludere yolu üzerinde bulunan İl Özel İdaresi’ne ait kantarın tek katlı binasının önüne geldiği, görünmemek için aydınlatmayı sağlayan ampulü söktüğü, giriş kapısını sert bir cisim ile zorlayarak açmaya çalışmasına rağmen açamayınca bu kez Uludere istikametinde bulunan pencerenin demir korkuluğunu yerinden söktüğü, ayrıca korkuluğun bağlı olduğu tuğlayı da kırdığı, daha sonra pencereyi açmak için zorladığı ancak açamadığı, binanın yakınında bulunan Tümen Komutanlığı’nın gözetleme kulelerinden görülme ve duyulma ihtimali nedeni ile yakalanma endişesi ile pencere camını kırmayıp olay yerini terk ettiği anlaşıldığından, eylemlerinin hırsızlığa teşebbüs ve mala zarar verme suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5395 sayılı Kanun’un 3/a-2 maddesine göre, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için, “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin kullanılması gerekirken, “sanık” ifadesinin kullanılması mahallinde düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5275 sayılı CGİK’in 106/4. maddesi uyarınca çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 52/4 maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezalarının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
2-5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında ortaya çıkan yeni durum nedeniyle maddede öngörülen cezanın bireyselleştirilmesi yönünden, mahkemesince yeniden duruşma açılarak tarafların duruşmadan haberdar edilip suça sürüklenen çocuk ile müdafiinin dinlenmesinden sonra, denetime elverişli olacak şekilde uygulama maddelerinin de gösterilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulması gerekirken, suça sürüklenen çocuk hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair 21.10.2009 tarih ve 2009/185-356 sayılı karar üzerinden inceleme yapılıp, yazılı şekilde “iş bu karar kesinleştiğinde söz konusu ilamdaki hükmün açıklanmasına” karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının yedinci bendinde yer alan “hükmün açıklanmasına” ilişkin tüm bölümün çıkarılarak yerine “21.10.2009 tarih ve 2009/185-356 E-K sayılı karara ilişkin CMK’nın 231/11 maddesi gereğince değerlendirmede bulunmak üzere mahkemesine ihbarda bulunmasına” denilmesi ile hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan her bir hüküm fıkrasından “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği” ibarelerinin çıkarılması suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.