Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1534 E. 2013/14694 K. 02.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1534
KARAR NO : 2013/14694
KARAR TARİHİ : 02.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir.Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’in “… Alüminyum Doğrama” isimli … yerinin sahibi olduğu diğer sanığın ise aynı işyerinde muhasebeci olduğu, katılanların kardeşleri …’in sanık …’in … yerinde çalıştığı esnada hırsızlık yaptığı iddiası ile ilgili olarak iddianame düzenlendiği ve yargılamasının 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/440 esas sayılı dosyasında kayıtlı olduğu,katılanların bu konuyu görüşüp sanık …’in zararını karşılamak ve şikayetinden vazgeçmesini sağlamak amacıyla sanığın … yerine gittikleri, o esnada … yerinde sanık …’in olmadığı, muhasebecisi olan diğer sanığın bulunduğu, sanık …’nın sanık …’le görüşüp onayını aldıktan sonra 17/04/2008 tanzim, 07/07/2008 vade tarihli, 17.000 TL bedelli, borçlusu katılan …, kefili diğer katılan … olan senedi düzenlediği ancak bu esnada senedin alacaklı bölümünede sehven borçlu katılan …’in ismini yazdığı, ve bu şekilde katılanlarca senedin imzalandığı, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine 09/07/2008 tarihinde protesto için banka şubesine giden sanık …’nın senedin alacaklı bölümünde katılan …’in isminin olduğunu, yani borçlu ile alacaklı şahsın aynı kişi olduğunu farkedince durumu diğer sanığa bildirdiği, sanık …’in onayı ile alacaklı bölümünde bulunan … ismini çizip yerine … ismini yazdığı ve sanık …’in … 2. İcra Müdürlüğünün 2008/10534 esas sayılı dosyasında katılanlar aleyhine icra takibinde bulunduğunun iddia edildiği somut olayda;sanıkların dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik kastı ile hareket ettiklerine dair yeterli delil bulunmadığına dair mahkemenin kabulünde kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 02.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.