YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23871
KARAR NO : 2013/8143
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıclık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan …’nın katılan …’a aracını tamir ettirerek tamir bedeli olan 2.400 TL karşılığı kardeşi olan diğer sanık …’ya ait Yapı Kredi Bankası …Şubesinden verilen 3526283 Seri nolu 2.400 TL bedelli 25.04.2007 tarihli keşide yerine “ADA” yazmak suretiyle unsurlarını eksik bıraktığı çeki imzalayarak katılana verdiği, bu çekle ilgili olarak icra takibinde bulunulması üzerine hesap sahibi olan diğer sanık …’nın imzaya ve borca itiraz ettiği ancak itiraz süresinin geçmesi nedeniyle … 1.İcra Hukuk Mahkemesi’nce itirazın reddedildiği,
Yine sanık …’nın müdahil …Hazır Beton Pazarlama İzolasyon İnşaat Malzemeleri Taahhüt Tic. ve San. Ltd. Şti’den almış olduğu malzemelere karşılık …İnşaat Taşımacılık Gıda Sanayi Tic. Ltd. Şti adına Akbank …… Şubesinden verilen …seri nolu 27.07.2007 keşide tarihli 7.500 TL bedelli keşide yerine “ADA” yazmak suretiyle unsurlarını eksik bıraktığı çeki imzalayarak katılana verdiği, sanığın keşideci şirket olan …Limited Şirketi’ni temsile ve bu şirket adına çek düzenlemeye yetkisi bulunmadığı halde çeki keşide ederek katılana verdiği ve bu çek ile ilgili olarak da ilgili banka şubesine ödemeden men talimatı verildiği, …Limited Şirketi tarafından borca ve imzaya itiraz edilmesi üzerine … 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne ve bu çek ile ilgili olarak açılan icra takibinin durdurulmasına karar verildiği,
Son olarak sanıklar … ve …’nın 2007 yılı içerisinde katılan …’den 2001 Model Renault marka çekici ile…marka dorse’yi 120.000 TL bedel karşılığı satın aldıkları, katılanın bu alışveriş nedeniyle sanıkların ortağı olduğu, …İnşaat Taşımacılık Gıda Akaryakıt Otomativ San. Tic. Ltd. Şti. Adına 02.03.2007 tarihinde fatura düzenlediği, sanıklardan …’nın yetkili olmadığı halde katılana Yapı Kredi Bankası …Şubesinden verilen ve Denizbank …Şubesinden verilen çek karnelerinde her biri 4.000 TL bedelli birer ay ara ile keşide tarihleri yazılmış, yine keşide yerine “ADA” yazılmak suretiyle unsurları eksik bırakılmış 29 adet çek düzenleyerek verdiği, sanıklar tarafından söz konusu çeklerle ilgili Denizbank …şubesine ödemeden men talimatı verildiğinin anlaşıldığı olayda, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı yasanın 157/1.maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2-Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 14.12.1992 tarih ve 1992/1 esas, 1992/5 sayılı kararında belirtildiği üzere, çeklerde keşide yerinin neresi olduğu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek ve başka yerleşim birimlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi zorunlu olduğundan sanık …’nın katılanlara verdiği çeklerde “Ada” şeklindeki kısaltmanın keşide yeri olarak kabulünün mümkün olmadığı ve kambiyo senedi niteliği taşımadıklarının anlaşılması karşısında eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
3-Kabule göre de; sanıklar tarafından katılan …’e aynı anda verilen 29 adet çek nedeniyle eylemlerinin tek sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
4-Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK’nın 61/8.maddesi hükmü karşısında adli para cezası hasaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi,
5-5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir. İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19.maddesi ile değişik TCK’nın 158/1. fıkrasına eklenen “… Ancak, (e), (f), ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158.maddenin 1. fıkrasına eklenen son cümledeki
“… adli para cezasının miktar suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın 52.maddesinin 1. fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretyile hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şekildeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3. fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61.maddesinin 8. fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri yasal koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
5237 Sayılı TCK’nın 158.maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61.maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksitmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde konuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece TCK’nun 158/1-f-son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması gerektiği gözetilmeden uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve O Yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.